Aldatma ve Zina Nedeniyle Boşanma Davası: İspat, Deliller ve Süreler
Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma Davası 2026
Zina, Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde özel ve mutlak boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Ancak günlük dilde kullanılan “aldatma” kavramı ile hukuken zina aynı şey değildir.
Eşin başka biriyle flört etmesi, yoğun mesajlaşması, duygusal yakınlık kurması veya güven sarsıcı davranışlarda bulunması sadakat yükümlülüğünün ihlali olabilir; fakat her sadakat ihlali TMK m.161 anlamında zina sayılmaz. Zina nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için cinsel ilişkinin gerçekleştiğinin veya böyle bir ilişkinin yaşandığına kesin ya da güçlü biçimde kanaat oluşturacak olguların ispatlanması gerekir.
Zina ispatlanırsa hâkimin ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını araştırması gerekmez. Bununla birlikte zina iddiasının ispatlanamaması ihtimali nedeniyle dava dilekçesinin nasıl kurulduğu büyük önem taşır.
Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?
TMK m.161 uyarınca eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir.
Zina özel bir boşanma sebebidir; çünkü kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Aynı zamanda mutlak boşanma sebebidir. Zina fiilinin kanuni şartlarla ispatlanması hâlinde ayrıca “bu olay evlilik birliğini çekilmez hâle getirdi mi?” araştırması yapılmasına gerek bulunmaz.
Buna karşılık zina dışında kalan sadakatsiz davranışlar, şartları varsa TMK m.166/1 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya dayanak olabilir.
Boşanma sebeplerinin tamamı hakkında ayrıntılı bilgi için Boşanma Davası ve Sebepleri Nelerdir? başlıklı yazımız incelenebilir.
Hukuken Zina Ne Demektir?
Yargıtay'ın güncel uygulamasında zina, evli eşin evlilik devam ederken eşi dışında karşı cinsten başka biriyle iradi cinsel ilişki kurması veya cinsel ilişkinin gerçekleştiğine kesin gözüyle bakılmasını gerektiren durumun ispatlanması olarak değerlendirilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.10.2025 tarihli, 2025/1397 E., 2025/8448 K. ve 19.01.2026 tarihli, 2025/4638 E., 2026/504 K. sayılı kararlarında da cinsel ilişkinin veya cinsel ilişkinin gerçekleştiği sonucuna güçlü biçimde götüren olguların ispatı aranmıştır.
Bu nedenle cinsel ilişkinin doğrudan görüntülenmiş olması zorunlu değildir. Zina çoğu kez doğrudan değil, birbiriyle uyumlu deliller ve fiilî karineler aracılığıyla ispatlanır.
Aldatma ile Zina Aynı Şey midir?
Hayır.
“Aldatma” günlük dilde çok daha geniş bir kavramdır. Başka biriyle duygusal ilişki kurulması, romantik mesajlaşmalar, gizli görüşmeler, öpüşme veya yoğun telefon iletişimi eşler arasındaki sadakat yükümlülüğünü ihlal edebilir.
Ancak bunların her biri tek başına TMK m.161 anlamında zina değildir.
Yargıtay'ın 19.01.2026 tarihli 2025/4638 E., 2026/504 K. sayılı kararında zina için yeterli güçlü karine bulunmadığı hâllerde davranışların “güven sarsıcı davranış” düzeyinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla zina ile sadakat yükümlülüğünün diğer ihlallerinin birbirinden ayrılması gerekir.
Flört, Öpüşme veya Mesajlaşma Zina Sayılır mı?
Tek başına her zaman hayır.
Flört içerikli mesajlar, samimi fotoğraflar, “aşkım”, “canım” gibi hitaplar veya bir başka kişiyle görüşmek zina iddiası bakımından delil olabilir; ancak içeriğin ve diğer olayların cinsel ilişki sonucuna götürecek ağırlıkta olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Örneğin Yargıtay'ın 2026 tarihli kararlarında bazı mesajlar ve yoğun iletişim güven sarsıcı davranış seviyesinde görülürken, HTS kayıtlarının güçlü tanık anlatımlarıyla birleştiği başka bir dosyada zina ispatlanmış kabul edilmiştir.
Bu nedenle dijital iletişimin varlığı kadar içeriği ve diğer delillerle bağlantısı önemlidir.
Zina Nasıl İspatlanır?
Zinanın ispatında belirli tek bir delil türü zorunlu değildir.
Mahkeme; tanıkları, dijital yazışmaları, fotoğraf ve videoları, konaklama kayıtlarını, telefon iletişim trafiğini, sosyal medya paylaşımlarını, birlikte yaşama olgusunu, ceza veya başka mahkeme dosyalarındaki belgeleri ve hukuka uygun diğer delilleri birlikte değerlendirebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.01.2026 tarihli, 2025/4127 E., 2026/71 K. sayılı kararında HTS kayıtları ile aksi ispatlanamayan tanık anlatımları birlikte değerlendirilerek zina ispatlanmış kabul edilmiştir.
03.02.2026 tarihli, 2025/2553 E., 2026/1002 K. sayılı kararda ise tanık anlatımı, konut içinde çekilmiş fotoğraflar ve sosyal inceleme raporunda yer alan beyanlar birlikte değerlendirilerek eşin başka biriyle zaman zaman aynı evde kalması zina açısından yeterli görülmüştür.
Dolayısıyla “tek bir sihirli delil” bulunmamaktadır. Esas olan delillerin birlikte nasıl bir tablo ortaya çıkardığıdır.
Zinanın Görüntülenmesi Şart mı?
Hayır.
Zina çoğunlukla gizlilik içinde gerçekleştiği için eşlerin cinsel ilişki sırasında görüntülenmesi veya ilişkiyi açıkça kabul etmeleri zorunlu değildir.
Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı, cinsel ilişkinin gerçekleştiğine kesin veya güçlü biçimde kanaat uyandıran olguların da dikkate alınabileceği yönündedir.
Örneğin başka biriyle sürekli aynı konutta yaşamak, aynı eve gecelemek amacıyla girmek, cinsel ilişkiye açıkça işaret eden yazışmalar veya birçok delilin aynı sonucu desteklemesi zina değerlendirmesine esas olabilir.
Otel Kayıtları Zina Delili midir?
Otel ve konaklama kayıtları zina davalarında önemli delillerden biridir; ancak her otel kaydı otomatik olarak zina anlamına gelmez.
Tarafların aynı tarihte aynı otelde bulunması ile aynı odada birlikte konaklaması aynı şey değildir. Konaklama tarihi, oda bilgileri ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Bu kayıtların hukuka uygun yollarla temin edilmesi gerekir. Gerekli görüldüğünde mahkeme ilgili kurum veya işletmelerden kayıtların getirtilmesine karar verebilir.
HTS ve Telefon Kayıtları Zinayı İspatlar mı?
HTS kayıtları, görüşmelerin veya iletişim trafiğinin varlığını gösterebilir; ancak telefon konuşmasının ya da mesajın içeriğini göstermez.
Bu nedenle yalnızca iki kişinin birbirini çok sık araması her durumda zina ispatı değildir.
Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/71 sayılı kararında HTS kayıtları, tanık beyanları ve diğer dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş ve zina ispatlanmış kabul edilmiştir.
Bu nedenle HTS kayıtlarının delil değeri, somut dosyadaki diğer olaylarla birlikte değerlendirilmelidir.
WhatsApp ve Sosyal Medya Mesajları Delil Olur mu?
Olabilir.
WhatsApp, SMS veya sosyal medya yazışmalarının içeriği cinsel ilişkiye veya açık biçimde evlilik dışı ilişkiye işaret ediyorsa başka delillerle birlikte güçlü ispat değeri taşıyabilir.
Yargıtay'ın 05.07.2022 tarihli 2022/4815 E., 2022/6778 K. ve 22.04.2024 tarihli 2023/6450 E., 2024/2754 K. sayılı kararlarında dijital yazışma ve görsellerin içerikleri diğer delillerle birlikte değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte dijital kaydın gerçekten karşı tarafa ait olması ve hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması gerekir.
Hukuka Aykırı Elde Edilen Mesaj veya Ses Kaydı Kullanılabilir mi?
HMK m.189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Bu nedenle eşin telefonuna casus yazılım yüklemek, hesabını hukuka aykırı şekilde ele geçirmek veya özel hayatını sistematik biçimde gizlice izlemek ciddi hukuki sorun yaratabilir.
Buna karşılık ortak kullanılan bir cihazda kendiliğinden görülen bilgi, kişinin tarafı olduğu bir iletişim veya aniden gelişen bir olay sırasında elde edilen kayıtlar bakımından hukuka uygunluk değerlendirmesi somut olayın şartlarına göre farklılaşabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.11.2023 tarihli 2023/2519 E., 2023/5205 K. sayılı kararında zina iddiasının usul ve yasaya uygun elde edilmiş delillerle ispatlanması gerektiği özellikle vurgulanmıştır.
Bu nedenle zina delili toplamaya çalışırken ayrı bir hukuka aykırılık yaratılmaması önemlidir.
Tanıkla Zina İspatlanabilir mi?
Evet, ancak tanığın neyi bildiği önemlidir.
Soyut şekilde “bence eşini aldatıyordu” denilmesi ile üçüncü kişiyle aynı eve girildiğini, birlikte yaşandığını veya somut bir olayı bizzat gören tanığın anlatımı aynı ispat değerine sahip değildir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.09.2025 tarihli 2025/627 E., 2025/7793 K. sayılı kararında soyut tanık anlatımları zina için yeterli görülmemiştir.
Buna karşılık 06.06.2024 tarihli 2024/2435 E., 2024/4350 K. sayılı kararda yazışmalarla planlanan buluşma sonrasında eşin başka bir kişiyle birlikte eve girdiğinin tanık tarafından görülmesi zina açısından yeterli kabul edilmiştir.
Zina Davasında 6 Aylık Süre Nedir?
TMK m.161'e göre zina sebebiyle boşanma davası, zina olayının öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde açılmalıdır.
Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Mahkeme gerektiğinde süreyi kendiliğinden dikkate alır.
Altı aylık süre yalnız şüphe duymaktan değil, dava sebebi olan zina olgusunun öğrenilmesinden itibaren değerlendirilir. Somut dosyada öğrenme tarihinin ne olduğu delillere göre belirlenir.
Zina Davasında 5 Yıllık Süre Nedir?
Kanun ayrıca zina eyleminin üzerinden her hâlde beş yıl geçmekle dava hakkının düşeceğini düzenlemiştir.
Dolayısıyla tek bir zina eylemi bakımından, eylemin öğrenilmesi çok daha geç olsa dahi beş yıllık azami süre önem taşır.
Ancak evlilik dışı ilişkinin sürmesi ve farklı tarihlerde yeni zina eylemlerinin gerçekleşmesi durumunda her yeni eylem ve devam eden ilişkinin niteliği ayrıca değerlendirilir.
Devam Eden Zina İlişkisinde 6 Aylık Süre Nasıl Hesaplanır?
Yargıtay uygulamasında süreklilik arz eden zina eylemlerinde altı aylık hak düşürücü sürenin son eylemin sona erdiği tarihten itibaren değerlendirilmesi kabul edilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.06.2025 tarihli, 2025/527 E., 2025/6502 K. sayılı kararında da temadi eden eylemlerde altı aylık sürenin son eylemin bittiği tarihten başlayacağı belirtilmiştir.
Ancak yalnız geçmişte tek bir zina fiilinin gerçekleştiğinin ispatlanması ile evlilik dışı ilişkinin gerçekten devam ettiğinin ispatlanması aynı şey değildir.
Bu nedenle “ilişki devam ediyor” iddiasının da somut delillerle desteklenmesi gerekir.
Aldatmayı Affetmek Ne Anlama Gelir?
TMK m.161 açık şekilde “Affeden tarafın dava hakkı yoktur” demektedir.
Af açıkça “seni affettim” şeklinde ifade edilebileceği gibi, bazı durumlarda kişinin olaydan sonraki davranışlarından da çıkarılabilir.
Ancak her iletişim, çocuklar nedeniyle görüşme veya aynı ortamda bulunma otomatik olarak af sayılmaz. Olayın öğrenilmesinden sonra evlilik birliğinin gerçekten ve bilinçli biçimde yeniden sürdürülüp sürdürülmediği değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.09.2025 tarihli 2025/627 E., 2025/7793 K. sayılı kararında geçmişte bilinen bazı sadakat ihlallerinin sonradan birlikte yaşamaya devam edilmesi nedeniyle affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı değerlendirilmiştir.
Affedildikten Sonra Zina Devam Ederse Ne Olur?
Af, gelecekte meydana gelecek yeni zina eylemlerine önceden verilmiş bir izin değildir.
Yargıtay'ın güncel kararlarında, geçmiş bir eylemin affedilmiş olması hâlinde dahi ilişki daha sonra devam etmiş veya yeni zina eylemleri gerçekleşmişse bu sonraki eylemlerin ayrıca değerlendirilebileceği kabul edilmektedir.
22.04.2024 tarihli 2023/6450 E., 2024/2754 K. sayılı kararda da zina ilişkisinin sona ermesi şartına bağlı irade açıklamasından sonra ilişkinin sürmesi ayrıca değerlendirilmiştir.
Zina İspatlanamazsa Boşanma Davası Tamamen Reddedilir mi?
Her zaman değil.
Burada dava dilekçesinin nasıl kurulduğu belirleyicidir.
Davacı yalnızca TMK m.161'e dayanmışsa ve zina ispatlanamazsa mahkeme, ileri sürülmemiş başka bir hukuki talebi kendiliğinden yaratamaz.
Buna karşılık dava asli talep zina, fer'î talep evlilik birliğinin temelinden sarsılması şeklinde terditli kurulmuşsa zina talebinin reddinden sonra TMK m.166/1 talebi incelenebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.01.2026 tarihli 2025/4638 E., 2026/504 K. ve 24.09.2025 tarihli 2025/627 E., 2025/7793 K. sayılı kararları bu ayrımın güncel örnekleridir.
Bu nedenle zina delillerinin cinsel ilişkiyi ispata yetmeyip yalnız güven sarsıcı davranış seviyesinde kalma ihtimali bulunan dosyalarda dava kurgusu büyük önem taşır.
Zina ile Evlilik Birliğinin Sarsılmasına Birlikte Dayanılabilir mi?
Evet.
Özel boşanma sebebi olan zina ile genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması aynı dava içerisinde hukuki bağlantı gözetilerek ileri sürülebilir.
Terditli dava kurgusunda önce zina incelenir. Zina ispatlanırsa TMK m.161 uyarınca karar verilir. İspatlanamazsa veya süre engeline takılırsa fer'î talep olarak ileri sürülen TMK m.166/1 değerlendirilir.
Bu, her dosyada zorunlu bir dava şekli değildir; ancak zina ispatındaki güçlükler nedeniyle uygulamada önemli bir güvence sağlayabilir.
Boşanma Davası Devam Ederken Başka Biriyle İlişki Yaşanırsa Ne Olur?
Boşanma davasının açılması evliliği sona erdirmez.
Evlilik, boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Bu nedenle boşanma davası sürerken ve eşler fiilen ayrı yaşıyor olsa dahi sadakat yükümlülüğü devam eder.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.04.2026 tarihli 2025/6951 E., 2026/4133 K. sayılı kararında, boşanma davası açıldıktan ve taraflar ayrı yaşamaya başladıktan sonra gerçekleşen ilişkinin konaklama ve kamera kayıtlarıyla ispatlandığı; TMK m.185/3 gereğince evlilik sona erinceye kadar sadakat yükümlülüğünün devam ettiği açıkça belirtilmiştir.
Ancak dava açıldıktan sonra meydana gelen yeni vakıanın mevcut davada nasıl ileri sürüleceği ayrı bir usul meselesidir. Somut duruma göre yeni veya birleşen bir dava açılması gündeme gelebilir.
Boşanma hükmü kesinleştikten sonra gerçekleşen ilişki ise artık evlilik içi zina olarak ileri sürülemez.
Aynı Cinsiyetten Bir Kişiyle İlişki TMK m.161 Anlamında Zina mıdır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin mevcut yaklaşımında TMK m.161 anlamındaki zina “karşı cinsten” başka biriyle cinsel ilişki olarak tanımlanmaktadır.
02.07.2024 tarihli, 2023/6837 E., 2024/5229 K. sayılı dosyada aynı cinsiyetten bir kişiyle yaşandığı ileri sürülen ilişki, TMK m.161 anlamında zina olarak kabul edilmemiş; davranış genel boşanma ve sadakat yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir. Yargıtay bu sonucu onamıştır.
Dolayısıyla güncel 2. Hukuk Dairesi uygulaması bakımından aynı cinsle ilişki ile TMK m.161 anlamındaki zina aynı hukuki nitelendirmeye tabi tutulmamaktadır.
Cinsel Saldırı Mağduru Olmak Zina Sayılır mı?
Hayır.
Zina kusurlu ve iradi bir davranış olmalıdır. Cebir, tehdit veya kişinin rızası dışında gerçekleştirilen cinsel saldırı mağdur eş bakımından zina olarak nitelendirilemez.
Bu tür olaylarda mağduriyet ile kişinin kendi iradesiyle evlilik dışı cinsel ilişki kurması birbirinden ayrılmalıdır.
Zina Maddi ve Manevi Tazminatı Nasıl Etkiler?
Zina, boşanma sebebinin yanında kusur değerlendirmesinde de önemli sonuçlar doğurabilir.
TMK m.174 kapsamında boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören kusursuz veya daha az kusurlu eş maddi tazminat; boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş ise şartları bulunuyorsa manevi tazminat talep edebilir.
Ancak “zina varsa otomatik olarak şu kadar tazminat çıkar” şeklinde bir hesap yoktur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/504 sayılı kararında da boşanmanın fer'îleri bakımından tarafların kusurlarının doğru belirlenmesinin maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası için gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Zina Yoksulluk Nafakasını Etkiler mi?
Evet, kusur şartı nedeniyle etkileyebilir.
TMK m.175'e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin yoksulluk nafakası isteyebilmesi için kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir.
Dolayısıyla zina yapan eşin kusuru nafaka talebinde son derece önemlidir.
Ancak “zina yapan eş hiçbir koşulda nafaka alamaz” şeklindeki soyut ifade teknik olarak doğru değildir. Mahkeme tarafların bütün kusurlarını karşılaştırır.
Nafaka koşullarının ayrıntıları için Nafaka Davası – Nafakanın Artırılması ve Nafakanın Kaldırılması Davası başlıklı yazılarımız incelenebilir.
Zina Mal Paylaşımını Etkiler mi?
Evet; ancak internette sıkça yazıldığı gibi “aldatan eş bütün mallardaki hakkını kaybeder” şeklinde otomatik bir sonuç yoktur.
TMK m.236/2'ye göre zina nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Kanun hâkime takdir yetkisi vermektedir; yaptırım kendiliğinden uygulanmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli 2025/9370 E., 2026/770 K. sayılı kararında da TMK m.236/2'nin kusurlu eşin mal rejimi davasında davacı veya davalı olmasından bağımsız şekilde uygulanabileceği belirtilerek konu Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
TMK m.236/2 ayrıca bütün malvarlığı haklarını ortadan kaldıran genel bir ceza değildir. Yerleşik içtihada göre hüküm özellikle artık değere katılma alacağı/pay oranı bakımından uygulanır; değer artış payı gibi farklı alacaklar otomatik olarak bu hüküm kapsamında değildir.
Bir başka önemli nokta da boşanmanın gerçekten zina sebebiyle verilmiş olmasıdır. Yalnız zina fiilinin kusur olarak bulunması fakat boşanmanın TMK m.166/1'e göre gerçekleşmesi hâlinde TMK m.236/2'nin uygulanması aynı sonucu doğurmaz.
Mal rejiminin ayrıntıları için Boşanmada Mal Paylaşımı başlıklı yazımız incelenebilir.
Aldatılan Eş Üçüncü Kişiden Tazminat İsteyebilir mi?
Kural olarak, sırf evli bir kişiyle ilişki yaşadığı için üçüncü kişiden manevi tazminat talep edilemez.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.07.2018 tarihli 2017/5 E., 2018/7 K. sayılı bağlayıcı kararında, evlilik devam ederken eşlerden biriyle evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin salt bu sebeple manevi tazminat isteyemeyeceği kabul edilmiştir.
Ancak üçüncü kişinin zina ilişkisinden ayrı olarak aldatılan eşe doğrudan hakaret, tehdit, ifşa veya başka bağımsız bir kişilik hakkı saldırısında bulunması hâlinde bu bağımsız fiilin hukuki sonuçları ayrıca değerlendirilebilir.
Zina Velayeti Etkiler mi?
Zina tek başına çocuğun velayetinin zina yapan ebeveynden alınması sonucunu doğurmaz.
Velayette temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Ebeveynin ilişkisinin çocuğun bakımına, güvenliğine veya psikolojik ve sosyal gelişimine somut şekilde etkisi varsa bu durum velayet değerlendirmesine girebilir.
Ayrıntılı bilgi için Velayet Davası ve Velayetin Değiştirilmesi başlıklı yazımız incelenebilir.
Zina Suç mudur?
Hayır.
Türkiye'de zina bugün Türk Ceza Kanunu kapsamında bağımsız bir suç değildir.
Anayasa Mahkemesinin eski Türk Ceza Kanunu'ndaki kadın ve erkek bakımından farklı zina suçlarını düzenleyen hükümleri iptal etmesi sonrasında zina ceza hukuku anlamında suç olmaktan çıkmıştır. Buna karşılık zina, medeni hukuk bakımından TMK m.161'de özel boşanma sebebi olmaya devam etmektedir.
Zina ilişkisinin yürütülmesi sırasında başka bir suç işlenmişse —örneğin tehdit, şantaj, hukuka aykırı görüntü kaydı veya kişisel verilerin yayılması— bunlar ayrıca ceza hukuku bakımından değerlendirilebilir.
Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Zina nedeniyle boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerde Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetki bakımından TMK m.168 uygulanır. Buna göre boşanma davası eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir.
Boşanma davasının açılması ve genel dava süreci hakkında ayrıntılı bilgi için Boşanma Davası Nasıl Açılır? başlıklı yazımız incelenebilir.
Zina Davasında Duruşmalar Gizli midir?
Boşanma davaları otomatik olarak gizli yapılmaz.
TMK m.184/6 uyarınca hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.04.2026 tarihli 2025/6951 E., 2026/4133 K. sayılı dosyasında da TMK m.184/6 gereğince duruşmanın gizli yapılmasına karar verilmiştir.
Özellikle özel hayata ilişkin mahrem delillerin bulunduğu zina davalarında bu hüküm uygulamada önem taşımaktadır.
Zina Nedeniyle Boşanma Davasında En Sık Yapılan Hatalar
En önemli hata, günlük dilde “aldatma” sayılan her davranışın hukuken zina olduğunu düşünmektir. Bunun yanında altı aylık hak düşürücü sürenin kaçırılması, eski ve affedilmiş olaylara dayanılması, hukuka aykırı yöntemlerle delil elde edilmeye çalışılması, yalnız mesajlaşmaların otomatik olarak zina ispatı olduğunu düşünmek, zina ispatlanamazsa kullanılabilecek genel boşanma sebebini dava dilekçesinde hiç kurmamak ve zina sebebiyle boşanmanın mal rejimine etkisini “aldatan eş bütün malları kaybeder” şeklinde yorumlamak önemli hatalardandır.
Sık Sorulan Sorular
Aldatma ile zina arasındaki fark nedir?
Zina, TMK m.161 anlamında cinsel ilişki veya bunun gerçekleştiğine kesin kanaat uyandıran olgulara dayanır. Daha geniş anlamdaki sadakatsiz davranışlar ise TMK m.166/1 kapsamında boşanma sebebi oluşturabilir.
WhatsApp mesajı zina için yeterli midir?
Mesajın içeriğine göre değişir. Basit romantik veya samimi mesajlaşma tek başına zina için yeterli olmayabilir. Cinsel ilişkiye açıkça işaret eden yazışmalar diğer delillerle birlikte güçlü delil olabilir.
Otel kaydı varsa zina kesinleşir mi?
Her durumda değil. Aynı otelde bulunma ile aynı odada birlikte geceleme farklıdır. Konaklama kayıtları diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Zina davası kaç ay içinde açılmalıdır?
Zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminden itibaren beş yıl içinde açılmalıdır.
Zina devam ediyorsa altı aylık süre geçer mi?
Yargıtay'ın güncel uygulamasında temadi eden zina eylemlerinde süre son eylemin sona ermesinden itibaren değerlendirilir. Ancak ilişkinin gerçekten devam ettiğinin de ispatlanması gerekir.
Eşimi affettikten sonra zina nedeniyle dava açabilir miyim?
Affedilen geçmiş eylem TMK m.161 bakımından dava sebebi yapılamaz. Ancak aftan sonra yeni veya devam eden zina eylemleri varsa bunlar ayrıca değerlendirilebilir.
Boşanma davası açıldıktan sonra sevgili yapmak zina sayılır mı?
Evlilik boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder. Yargıtay'ın 2026/4133 sayılı kararında da dava açıldıktan sonra sadakat yükümlülüğünün devam ettiği açıkça kabul edilmiştir.
Zina yapan eş malların yarısını kaybeder mi?
Otomatik olarak hayır. TMK m.236/2 yalnız zina nedeniyle boşanma hâlinde hâkime kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete göre azaltma veya kaldırma yetkisi verir.
Aldatan eşin sevgilisine tazminat davası açılabilir mi?
Salt evli kişiyle ilişki yaşama sebebiyle kural olarak hayır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2018/7 sayılı kararı bu konuda bağlayıcıdır.
Zina yapan ebeveyn velayeti kaybeder mi?
Otomatik olarak hayır. Velayette esas olan çocuğun üstün yararıdır.
Zina suç mudur?
Hayır. Zina bugün ceza hukuku bakımından bağımsız bir suç değildir; ancak medeni hukukta özel boşanma sebebidir.
Sonuç
Zina nedeniyle boşanma davası, genel boşanma davalarına göre özellikle ispat, hak düşürücü süre ve af bakımından daha dikkatli yürütülmesi gereken bir dava türüdür.
2025–2026 Yargıtay kararları, cinsel ilişkinin doğrudan görüntülenmesinin zorunlu olmadığını; buna karşılık soyut şüphe, sıradan mesajlaşma veya genel tanık anlatımlarının tek başına yeterli olmayabileceğini göstermektedir. HTS, konaklama, dijital yazışma, fotoğraf, tanık ve birlikte yaşama gibi deliller bir bütün hâlinde değerlendirilmektedir.
Zina sebebine dayanılacaksa öğrenme tarihinden itibaren altı aylık ve eylemden itibaren beş yıllık sürelerin takip edilmesi; affın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmesi gerekir.
Ayrıca zina ispatlanamazsa davranışların TMK m.166/1 kapsamında güven sarsıcı davranış oluşturabileceği göz önünde bulundurularak dava kurgusunun başlangıçta doğru kurulması önem taşır.
Zina sebebiyle boşanma yalnız boşanma kararını değil; kusur nedeniyle tazminat ve yoksulluk nafakasını, TMK m.236/2 kapsamında ise belirli koşullarda edinilmiş mallara katılma rejimindeki artık değere katılma payını da etkileyebilir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Zina iddiasının ispatı, delillerin hukuka uygunluğu, af, hak düşürücü süre ve mali sonuçlar her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.