Boşanmada Mal Paylaşımı: Katılma Alacağı, Kişisel Mallar ve Mal Kaçırma
Boşanmada mal paylaşımı, uygulamada en fazla yanlış anlaşılan aile hukuku konularından biridir. Evlilik sırasında alınan her malın otomatik olarak yarı yarıya bölüneceği veya eşlerden birinin adına kayıtlı taşınmazın yarısının doğrudan diğer eş adına geçirileceği düşüncesi hukuken doğru değildir.
Türk Medeni Kanunu'nda boşanmadan sonra malvarlığı ilişkileri esas olarak eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi yoluyla çözülür. Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde amaç malları fiziksel olarak ikiye bölmek değil; her eşin edinilmiş ve kişisel mallarını belirlemek, borçları ve katkıları hesaba katmak, eklenecek değerleri değerlendirmek ve ortaya çıkan artık değer üzerinden diğer eşin parasal alacağını hesaplamaktır.
Bu nedenle mal paylaşımında malın kimin adına kayıtlı olduğundan çok; ne zaman edinildiği, hangi para ile alındığı, kredi kullanılıp kullanılmadığı, miras veya bağış kaynağı bulunup bulunmadığı, boşanma davasından önce devredilip devredilmediği ve mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olup olmadığı önem taşır.
Boşanmanın kendisi ve dava süreci hakkında ayrıntılı bilgi için İstanbul boşanma avukatı hizmet sayfamızı ve boşanma davası nasıl açılır? rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Eşler geçerli bir mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejim seçmemişlerse, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir.
Bu rejimde her eş kendi malvarlığının malikidir. Evlilik süresince bir taşınmazın, aracın, şirket payının veya banka hesabının yalnızca eşlerden biri adına kayıtlı olması, diğer eşin mal rejiminden doğabilecek alacak hakkını tek başına ortadan kaldırmaz.
Tasfiye yapılırken genel olarak;
- mal rejiminin hangi tarihler arasında geçerli olduğu,
- her eşin edinilmiş malları,
- kişisel malları,
- mal grupları arasındaki denkleştirmeler,
- değer artış payları,
- TMK m.229 kapsamında eklenecek değerler,
- mallara ilişkin borçlar
tespit edilir ve bundan sonra artık değer ile katılma alacağı hesaplanır.
Evlilikte Alınan Her Mal Yarı Yarıya mı Paylaşılır?
Hayır. “Evlilik içinde alınan her malın yarısı diğer eşindir” şeklindeki ifade hukuken tam değildir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde diğer eş, kural olarak karşı tarafın edinilmiş mallarının tasfiyesi sonucunda ortaya çıkan artık değerin yarısı üzerinde katılma alacağına sahip olur.
Bu hak doğrudan malın yarısının mülkiyetinin diğer eşe geçmesi anlamına gelmez.
Katılma alacağı için diğer eşin o malın alınmasına mutlaka doğrudan para vermiş olması da gerekmez. Yargıtay uygulamasında katılma alacağının kanundan doğan bir hak olduğu kabul edilmektedir.
Dolayısıyla eşlerden birinin ev dışında gelir getirici işte çalışmamış olması, tek başına mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağını ortadan kaldırmaz.
Edinilmiş Mal Nedir?
Türk Medeni Kanunu m.219'a göre edinilmiş mal, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.
Kanunda özellikle;
- çalışma karşılığı edinimler,
- sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının yaptığı belirli ödemeler,
- çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
- kişisel malların gelirleri,
- edinilmiş malların yerine geçen değerler
edinilmiş mal kapsamında sayılmıştır.
Örneğin evlilik sırasında çalışma gelirleriyle satın alınan bir ev, araç veya yatırım hesabındaki birikim, başka bir kişisel mal kaynağı ispatlanmadığı sürece edinilmiş mal niteliğinde olabilir.
Kişisel Mal Nedir?
Türk Medeni Kanunu m.220 uyarınca bazı malvarlığı değerleri kişisel maldır ve kural olarak artık değer hesabına doğrudan dahil edilmez.
Bunların başlıcaları;
- eşin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar,
- mal rejiminin başlangıcında eşe ait bulunan mallar,
- miras yoluyla edinilen mallar,
- bağış ve diğer karşılıksız kazandırmalar,
- manevi tazminat alacakları,
- kişisel malların yerine geçen değerlerdir.
Ancak bir eşin “bu benim kişisel malımdır” demesi tek başına yeterli değildir.
TMK m.222 uyarınca bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Kişisel mal iddiasında bulunan eşin bu iddiasını somut delillerle ortaya koyması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.05.2024 tarihli, 2023/8218 E. ve 2024/3549 K. sayılı kararında da yalnızca soyut tanık anlatımlarıyla kişisel mal iddiasının kabul edilmesinin yeterli olmadığı vurgulanmıştır.
1 Ocak 2002'den Önce Evlenenlerde Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
1 Ocak 2002 tarihi mal rejimi açısından kritik bir tarihtir.
Eşler arasında farklı bir sözleşme bulunmuyorsa, 1 Ocak 2002'den önce evlenmiş kişiler bakımından evlenme tarihinden 1 Ocak 2002'ye kadar kural olarak eski yasal mal rejimi olan mal ayrılığı; 1 Ocak 2002'den mal rejiminin sona ermesine kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.
Bu nedenle uzun süreli evliliklerde bir malın yalnızca evlilik sırasında edinilmiş olması yeterli değildir. Malın 2002 öncesinde mı yoksa sonrasında mı edinildiği de belirlenmelidir.
2002 öncesindeki mal ayrılığı döneminde somut katkı varsa katkı payı alacağı; 2002 sonrasındaki edinilmiş mallara katılma döneminde ise katılma alacağı ve değer artış payı gibi farklı alacak türleri gündeme gelebilir.
Mal Rejimi Ne Zaman Sona Erer?
Boşanma hâlinde mal rejiminin sona erdiği tarih, boşanma kararının verildiği veya kesinleştiği tarih değildir.
Türk Medeni Kanunu m.225 uyarınca boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.
Bu nedenle boşanma davasının açıldığı tarih mal paylaşımı açısından temel tarihlerden biridir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.02.2024 tarihli, 2023/530 E. ve 2024/891 K. sayılı kararında da edinilmiş mallara katılma rejiminin boşanma davasının açıldığı tarihte sona erdiği belirtilmiştir.
Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Alınan Mallar Paylaşıma Girer mi?
Boşanmaya karar verilmesi durumunda mal rejimi dava tarihinden geçerli olarak sona erdiği için, boşanma davasının açıldığı tarihten sonra elde edilen yeni kazançlar kural olarak sona ermiş mal rejiminin edinilmiş malları arasında değerlendirilmez.
Ancak dava tarihinden önce mevcut olan malvarlığı değerlerinin daha sonra elden çıkarılması, paraya çevrilmesi veya başka bir malvarlığı değerine dönüştürülmesi ayrıca araştırılabilir.
Miras Kalan Mal Boşanmada Paylaşılır mı?
Kural olarak hayır.
Eşlerden birinin evlilik sırasında veya öncesinde miras yoluyla elde ettiği taşınmaz, para veya başka bir malvarlığı değeri kişisel maldır.
Örneğin eşlerden birine babasından evlilik sırasında bir daire miras kalmışsa, diğer eş yalnızca evlilik devam ederken miras kaldığı gerekçesiyle bu dairenin yarısı üzerinde katılma alacağı elde etmez.
Ancak kişisel mal ile bu maldan elde edilen gelir aynı şey değildir.
Eşler aksini mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırmamışlarsa, kişisel malların gelirleri kural olarak edinilmiş mal niteliğindedir. Bu nedenle miras kalan evin kendisiyle, bu evden evlilik sırasında elde edilen kira gelirleri farklı hukuki nitelikte olabilir.
Bağışlanan Mal Boşanmada Paylaşılır mı?
Eşlerden birine karşılıksız olarak bağışlanan mal da kural olarak kişisel maldır.
Ancak bağış iddiasının gerçekten mevcut olup olmadığı ve paranın veya malın hangi eşe bağışlandığı ispat açısından önemlidir.
Özellikle aile büyüklerinden gelen yüksek tutarlı para transferlerinde banka açıklamaları, dekontlar ve paranın kullanım biçimi kişisel mal iddiasının ispatında önemli olabilir.
Miras veya Bağış Parasıyla Ev Alınırsa Ne Olur?
Kişisel malın yerine geçen değer de kişisel mal olabilir.
Örneğin eşlerden biri kendisine miras kalan paranın tamamıyla bir taşınmaz satın almış ve para akışını ispatlayabiliyorsa, satın alınan taşınmazın kişisel mal niteliğini koruması gündeme gelebilir.
Buna karşılık taşınmazın bedelinin bir bölümü miras parasından, bir bölümü çalışma gelirlerinden ve bir bölümü krediden ödenmişse kişisel ve edinilmiş mal kaynaklarının birlikte kullanıldığı karma bir finansman ortaya çıkar.
Bu durumda kaynakların oranlarının belirlenmesi ve denkleştirme yapılması gerekebilir.
Evlilikten Önce Alınan Ev Boşanmada Paylaşılır mı?
Evlilikten önce alınan bir taşınmaz kural olarak o eşin kişisel malıdır.
Ancak taşınmazın evlilikten önce alınmış olması, diğer eşin hiçbir durumda mal rejimi alacağı bulunmayacağı anlamına gelmez.
Özellikle taşınmaz krediyle satın alınmış ve kredi taksitlerinin bir kısmı evlilik süresince edinilmiş gelirlerden ödenmişse, kişisel mal ile edinilmiş mal grupları arasında denkleştirme gündeme gelebilir.
Evlilikten Önce Alınan Evin Kredisi Evlilikte Ödenirse Ne Olur?
Bu durum mal paylaşımı davalarında en sık karşılaşılan hesaplama sorunlarından biridir.
Evlilikten önce ödenen peşinat ve kredi taksitleri ile evlilik sırasında edinilmiş gelirlerden ödenen kredi taksitlerinin birbirinden ayrılması gerekir.
Evlilik sırasında edinilmiş mal grubundan kişisel mal niteliğindeki taşınmaz için ödeme yapılmışsa TMK m.230 kapsamında denkleştirme hesabı gündeme gelebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.07.2024 tarihli, 2023/3310 E. ve 2024/5478 K. sayılı kararında da kişisel ve edinilmiş mal kaynaklarının birlikte kullanıldığı durumlarda denkleştirme esasları uygulanmıştır.
Bu nedenle yalnızca tapunun edinme tarihine bakılarak hesap yapılması yeterli değildir. Peşinat, kredi ödeme planı, taksit tarihleri, kredi bakiyesi ve malın güncel değeri birlikte değerlendirilmelidir.
Krediyle Evlilik İçinde Alınan Ev Nasıl Paylaşılır?
Evlilik sırasında krediyle alınan bir taşınmaz bakımından da yalnızca tapu kaydına bakılmaz.
Malın hangi tarihte edinildiği, peşinatın kaynağı, kredi taksitlerinin hangi gelirlerden ödendiği, mal rejiminin sona erdiği tarihte kalan borç ve varsa kişisel mal katkıları hesaplamayı etkiler.
Bu nedenle “evin yarısı eşimindir” veya “krediyi ben çektim, ev tamamen benimdir” şeklindeki iki yaklaşım da her olay bakımından doğru değildir.
Tapu Sadece Eşimin Adına Kayıtlıysa Hak Talep Edebilir miyim?
Evet, şartları varsa edebilirsiniz.
Bir taşınmazın yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olması diğer eşin katılma alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Malın edinildiği dönem ve finansman kaynağı belirleyicidir.
Ancak katılma alacağı kural olarak şahsi nitelikte bir alacak hakkıdır. Diğer eş, yalnızca mal rejimi tasfiyesine dayanarak taşınmazın yarısının tapuda kendisine ait olduğunu ileri süremez.
Başka bir ifadeyle, “ev edinilmiş maldır” sonucu ile “tapu kaydının yarısı doğrudan diğer eş adına tescil edilir” sonucu aynı şey değildir.
Katılma Alacağı Nedir?
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin temel alacak türüdür.
Öncelikle her eşin edinilmiş malları tespit edilir. Eklenecek değerler ve denkleştirme kalemleri dikkate alınır, bu mallara ilişkin borçlar düşülür ve artık değer bulunur.
Türk Medeni Kanunu m.236 uyarınca her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur.
Katılma alacağı için diğer eşin malın satın alınmasına ayrıca parasal katkı yaptığını ispat etmesi gerekmez. Bu yönüyle değer artış payından farklıdır.
Artık Değer Nasıl Hesaplanır?
Artık değer, bir eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılması ve kanundaki diğer tasfiye kalemlerinin uygulanması sonucunda kalan pozitif değerdir.
Basitleştirilmiş bir örnek üzerinden;
Eşlerden birinin edinilmiş malı niteliğinde olan bir taşınmazın tasfiye değeri 5.000.000 TL ve bu mala ilişkin dikkate alınacak borç 1.000.000 TL ise, başka bir denkleştirme, kişisel mal katkısı veya eklenecek değer bulunmadığı varsayımında 4.000.000 TL artık değer ortaya çıkabilir.
Diğer eşin katılma alacağı basitleştirilmiş bu örnekte 2.000.000 TL olabilir.
Gerçek dosyalarda ise birden fazla mal, borç, kredi, kişisel mal katkısı, karşılıklı alacak ve eklenecek değer bulunabileceğinden hesap çok daha ayrıntılıdır.
Değer Artış Payı Nedir?
Değer artış payı katılma alacağından farklıdır.
Türk Medeni Kanunu m.227 uyarınca eşlerden biri, diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa ve bu malda tasfiye sırasında değer artışı meydana gelmişse, katkısı oranında değer artış payı talep edebilir.
Burada katılma alacağından farklı olarak somut bir katkının bulunması ve ispatlanması önemlidir.
Örneğin eşlerden birinin kişisel malı olan ziynetlerin bozdurulup diğer eş adına alınan taşınmazın peşinatında kullanıldığı ispatlanırsa değer artış payı gündeme gelebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.10.2024 tarihli, 2023/9648 E. ve 2024/6906 K. sayılı kararında da ziynetlerin taşınmaz ediniminde kullanıldığı iddiası değer artış payı bakımından değerlendirilmiştir.
Katılma Alacağı ile Değer Artış Payı Arasındaki Fark Nedir?
Katılma alacağı kanundan doğan artık değere katılma hakkıdır. Bu nedenle doğrudan parasal katkı ispatı aranmaz.
Değer artış payında ise diğer eşe ait bir mala yapılan somut katkı önemlidir.
Aynı mal bakımından dosyanın özelliklerine göre katılma alacağı, değer artış payı veya denkleştirme hesabından biri ya da birkaçı gündeme gelebileceğinden hangi hukuki talebin bulunduğu doğru belirlenmelidir.
Denkleştirme Nedir?
Bir eşin kişisel mal grubundan edinilmiş mal grubuna veya edinilmiş mal grubundan kişisel mal grubuna değer aktarılması hâlinde TMK m.230 kapsamında denkleştirme yapılabilir.
Örneğin kişisel mal niteliğindeki bir taşınmazın borçlarının edinilmiş gelirlerle ödenmesi veya edinilmiş mal alınırken kişisel mal kaynağının kullanılması mal grupları arasında denkleştirme ihtiyacını doğurabilir.
Boşanmada Mal Kaçırma Nasıl Değerlendirilir?
Boşanma davası yaklaşırken bir eşin taşınmaz, araç, şirket hissesi veya parasını üçüncü kişilere devretmesi uygulamada sık karşılaşılan uyuşmazlıklardandır.
Her mal devri otomatik olarak geçersiz veya mal kaçırma sayılmaz.
Ancak Türk Medeni Kanunu m.229 bazı işlemlerin tasfiye hesabında malvarlığına değer olarak eklenmesini öngörmektedir.
TMK m.229'a Göre Hangi Mallar Tasfiyeye Eklenir?
TMK m.229 kapsamında iki temel durum bulunmaktadır.
Birincisi, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalardır.
İkincisi ise mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerdir.
İkinci durumda kanunda bir yıllık süre sınırı bulunmamaktadır. Ancak devirde katılma alacağını azaltma kastının varlığı somut delillerle değerlendirilir.
TMK m.229'un uygulanması, devrin kendiliğinden iptal edilmesi anlamına gelmez. Değer tasfiye hesabına eklenerek katılma alacağının belirlenmesinde dikkate alınabilir.
Boşanmadan Önce Satılan Ev Mal Paylaşımına Girer mi?
Bir taşınmazın boşanma davasından önce satılmış olması onun her durumda tasfiye hesabının dışında kalacağı anlamına gelmez.
Satış gerçek bir satışsa, bedelin ne olduğu ve bedelin mal rejiminin sona erdiği tarihte hangi malvarlığı değerine dönüştüğü araştırılabilir.
Devrin diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yapıldığı ispatlanırsa TMK m.229 kapsamında eklenecek değer gündeme gelebilir.
Gerçekte satış iradesi bulunmayan danışıklı devirlerde ise mal rejimi hükümlerinden farklı olarak muvazaa hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Üçüncü Kişiye Karşı Dava Açılabilir mi?
Mal rejimi tasfiyesi sonunda borçlu eşin malvarlığının katılma alacağını karşılamaya yetmemesi hâlinde, Türk Medeni Kanunu m.241 kapsamında üçüncü kişiye karşı talep gündeme gelebilir.
Bu düzenleme özellikle tasfiyede hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişiler bakımından önemlidir.
Üçüncü kişinin sorumluluğu eksik kalan alacak miktarıyla sınırlıdır.
TMK m.241'de dava hakkı için hak zedelenmesinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür.
Bu süreler, eşe karşı açılan mal rejimi alacağı davasındaki on yıllık zamanaşımı süresiyle karıştırılmamalıdır.
Üçüncü Kişiye Yapılan Devirlerde Dava İhbarı Neden Önemlidir?
TMK m.229 uyarınca kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişiye ilişkin uyuşmazlıkta verilen kararın üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesi bakımından davanın üçüncü kişiye ihbar edilmesi önem taşır.
Bu nedenle mal kaçırma iddiası bulunan dosyalarda yalnızca eşin malvarlığının değil, devir yapılan üçüncü kişilerin ve işlemlerin de zamanında araştırılması gerekir.
Malın Değeri Hangi Tarihe Göre Hesaplanır?
Mal rejiminin tasfiyesinde malın mevcut olup olmadığı ile malın parasal değerinin hangi tarihte belirleneceği aynı mesele değildir.
Mal grupları kural olarak mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumlarına göre ayrılır.
Buna karşılık tasfiyeye dahil edilen mevcut malların sürüm değeri tasfiye zamanındaki güncel değer üzerinden hesaplanır. Yargıtay uygulamasında dava sırasında değer güncelliğini kaybetmişse karar tarihine en yakın güncel sürüm değerinin belirlenmesi önem taşımaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarihli, 2023/4245 E. ve 2024/4029 K. sayılı kararında da güncel sürüm değerlerinin dikkate alınması yaklaşımı benimsenmiştir.
Boşanmadan Önce Devredilen Malın Değeri Hangi Tarihe Göre Belirlenir?
TMK m.229 kapsamında tasfiyeye eklenecek ve üçüncü kişiye devredilmiş değerler bakımından farklı bir kural uygulanır.
TMK m.235/2 uyarınca eklenecek değerlerin hesabında kural olarak malın devredildiği tarihteki sürüm değeri esas alınır.
Bu nedenle hâlen eşin malvarlığında bulunan bir taşınmaz ile boşanmadan önce üçüncü kişiye devredilmiş bir malın değerleme tarihi birbirine karıştırılmamalıdır.
Banka Hesabındaki Para Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
Banka hesabının yalnızca kimin adına olduğu değil, hesaptaki paranın kaynağı ve hangi dönemde elde edildiği önemlidir.
Evlilik süresindeki çalışma gelirlerinden biriktirilen para edinilmiş mal olabilir.
Miras, bağış veya evlilik öncesi kişisel birikimden geldiği ispatlanan tutarlar ise kişisel mal niteliğinde olabilir.
Boşanma davasından hemen önce hesaptan yüksek miktarda para çekilmiş veya üçüncü kişiye transfer edilmişse işlemin amacı ve paranın akıbeti araştırılabilir.
Her para çekimi mal kaçırma değildir. Olağan aile giderleriyle katılma alacağını azaltma amacı taşıyan olağandışı işlemler birbirinden ayrılmalıdır.
Araç Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
Evlilik sırasında karşılığı verilerek alınan araçlar da edinilmiş mal niteliğinde olabilir.
Aracın yalnızca eşlerden biri adına kayıtlı olması diğer eşin katılma alacağını ortadan kaldırmaz.
Değerleme yapılırken aracın mal rejiminin sona erdiği tarihteki fiziksel özellikleri; model, kilometre, hasar ve benzeri unsurlar belirlenerek tasfiye tarihindeki güncel piyasa değeri tespit edilebilir.
Şirket Hisseleri Boşanmada Paylaşılır mı?
Evlilik sırasında edinilmiş gelirlerle alınmış veya kurulmuş şirket ortaklık payları mal rejiminin tasfiyesine konu olabilir.
Ancak şirketin yarısının doğrudan diğer eşe verilmesi şeklinde otomatik bir sonuç ortaya çıkmaz.
Payın hangi tarihte edinildiği, hangi kaynakla finanse edildiği ve ekonomik değeri araştırılır.
Şirket evlilikten önce kurulmuşsa pay kişisel mal niteliğinde olabilir. Buna karşılık evlilik sırasında doğan kâr payları, temettüler ve eşin emeğinden kaynaklanan ekonomik kazanımların hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.06.2023 tarihli, 2022/4376 E. ve 2023/3219 K. sayılı kararında boşanma davasından kısa süre önce kardeşe devredilen şirket payları, katılma alacağını azaltma amacı bakımından incelemeye konu edilmiştir.
Kripto Para ve Dijital Varlıklar Mal Paylaşımına Girer mi?
Ekonomik değeri bulunan kripto varlıkların da genel mal rejimi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Kripto varlığın edinildiği tarih, satın alma için kullanılan paranın kaynağı ve mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olup olmadığı önemlidir.
Bu tür uyuşmazlıklarda banka transferleri, kripto para borsası kayıtları ve dijital cüzdan hareketleri delil niteliği taşıyabilir.
Kripto varlıklara özgü bütün sorunları çözen yerleşik ve ayrıntılı bir Yargıtay içtihat sistemi henüz oluşmadığından somut olayın genel mal rejimi kurallarıyla değerlendirilmesi gerekir.
Bireysel Emeklilik, Emeklilik Ödemeleri ve Toplu Ödemeler Nasıl Değerlendirilir?
Sosyal güvenlik ve benzeri ödemelerin mal rejimindeki niteliği, ödemenin hukuki sebebine ve hangi döneme ilişkin olduğuna göre değişebilir.
Türk Medeni Kanunu m.219 sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının yaptığı bazı ödemeleri edinilmiş mal kapsamında düzenler.
Bununla birlikte toplu ödemelerde TMK m.228'deki dönemsel ayrıştırma hükümleri de önem taşıyabilir.
Bu nedenle bireysel emeklilik birikimi, emekli ikramiyesi veya başka bir toplu ödemenin tamamının hiçbir inceleme yapılmadan edinilmiş veya kişisel mal kabul edilmesi doğru değildir.
Ziynet Eşyaları Mal Paylaşımına Girer mi?
Ziynet alacağı ile mal rejiminin tasfiyesi aynı hukuki kurum değildir.
Düğünde takılan ziynetlerin kime ait olduğu ve iade edilip edilmeyeceği ayrı bir uyuşmazlıktır.
Ancak eşe ait ziynetlerin bozdurularak diğer eş adına alınan taşınmaz veya başka bir malın finansmanında kullanılması hâlinde, bu katkı mal rejiminin tasfiyesi bakımından değer artış payı veya denkleştirme hesabında etkili olabilir.
Ziynetlerin aidiyeti ve 2024 sonrası Yargıtay yaklaşımı hakkında ayrıntılı bilgi için düğünde takılan takılar ve ziynet davası yazımızı inceleyebilirsiniz.
Boşanmada Kusur Mal Paylaşımını Etkiler mi?
Boşanma davasında eşlerden birinin daha kusurlu olması, kural olarak mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağını ortadan kaldırmaz.
“Kusurlu eş hiçbir mal alamaz” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Ancak Türk Medeni Kanunu m.236/2 önemli bir istisna düzenlemektedir.
Boşanmaya zina veya hayata kast nedeniyle karar verilmesi hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Bu özel düzenleme her boşanma kusuruna uygulanmaz.
Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Yapmak Zorunlu mu?
Anlaşmalı boşanma için mal rejiminin tasfiyesinin mutlaka aynı protokol içinde tamamen çözülmesi genel bir zorunluluk değildir.
Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın zorunlu fer'î sonucu değildir.
Bununla birlikte anlaşmalı boşanma protokolünde “tarafların birbirlerinden hiçbir malvarlığı veya alacak hakkı kalmamıştır” gibi geniş ifadeler kullanılmışsa bunların daha sonra açılabilecek katılma alacağı veya değer artış payı davalarına etkisi gündeme gelebilir.
Bu nedenle mal rejimi haklarının saklı tutulması veya tasfiye edilmesi isteniyorsa protokolün açık ve tereddütsüz biçimde hazırlanması önemlidir.
Ayrıntılı bilgi için anlaşmalı boşanma protokolü rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Evlilik Sözleşmesi Mal Paylaşımını Değiştirir mi?
Eşler mal rejimi sözleşmesiyle kanunda öngörülen seçimlik mal rejimlerinden birini kabul edebilir veya kanunun izin verdiği bazı konularda edinilmiş mallara katılma rejiminin sonuçlarını değiştirebilirler.
Bu nedenle mal paylaşımı değerlendirilirken yalnızca evlilik tarihi değil, eşler arasında geçerli bir mal rejimi sözleşmesi bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
Ayrıntılı bilgi için mal rejimi ve evlilik sözleşmesi rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Mal Paylaşımı Davası Boşanma Davasıyla Birlikte Açılabilir mi?
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talepler boşanma davasıyla aynı dönemde veya ayrı bir dava olarak ileri sürülebilir.
Ancak mal rejiminin boşanma nedeniyle tasfiye edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir.
Boşanma davası devam ediyorsa, tasfiye davasında boşanma dosyasının sonucu bekletici mesele yapılabilir veya talepler usulen ayrılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2024 tarihli, 2024/1259 E. ve 2024/8910 K. sayılı kararında da boşanmanın kesinleşmesinin tasfiye davası bakımından ön sorun niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Mal Paylaşımı Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Mal Paylaşımı Davası Nerede Açılır?
Yetkili mahkeme bakımından Türk Medeni Kanunu m.214 özel düzenleme içermektedir.
Boşanma veya evliliğin iptali nedeniyle mal rejiminin sona ermesinde, bu davalara bakmaya yetkili olan mahkeme mal rejiminin tasfiyesinde de yetkilidir.
Diğer sona erme hâllerinde ise kanundaki farklı yetki kuralları uygulanır.
Bu nedenle “mal taşınmaz olduğu için mutlaka taşınmazın bulunduğu yerde dava açılır” şeklinde genel bir kural mal rejimi tasfiyesi bakımından doğru değildir.
Mal Paylaşımı Davasında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.04.2013 tarihli, 2013/1 E. ve 2013/1 K. sayılı kararı doğrultusunda mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı ve değer artış payı alacaklarında kural olarak TBK m.146'daki on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır.
Boşanma nedeniyle sona eren mal rejiminde bu süre boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren değerlendirilir.
Bu on yıllık süre, TMK m.241 kapsamında üçüncü kişiye karşı açılacak davalardaki bir ve beş yıllık hak düşürücü sürelerden farklıdır.
2026'da Mal Paylaşımı Davalarında Ne Değişti?
31 Temmuz 2026 tarihinde hukuk yargılaması bakımından önemli bir değişiklik yürürlüğe girmiştir.
HMK m.107'de düzenlenen belirsiz alacak davası 7589 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davalarında eski hükmün uygulanmasına devam edilmesine ilişkin geçiş düzenlemesi bulunmaktadır.
31 Temmuz 2026 ve sonrasında açılan yeni davalarda ise HMK m.107'ye dayanılarak yeni bir belirsiz alacak davası açılamaz.
Aynı değişiklikle HMK m.109'a eklenen dördüncü fıkra uyarınca, alacağın bir kısmının dava edildiği hâllerde talep konusu aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere ve tahkikat sona erene kadar kanundaki şartlarla artırılabilir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımının kesilmesine ilişkin de özel düzenleme getirilmiştir.
Mal rejimi davalarında taşınmazların, şirket paylarının, banka hesaplarının ve diğer malvarlığı değerlerinin gerçek tutarı çoğu zaman bilirkişi ve kurum kayıtları sonucunda ortaya çıktığından bu değişiklik dava stratejisi bakımından özellikle önemlidir.
Mal Paylaşımı Davasında Faiz Ne Zaman Başlar?
Katılma alacağı ve değer artış payında faiz konusunda dava tarihinin her durumda başlangıç alınması doğru değildir.
Türk Medeni Kanunu m.239 uyarınca, aksine anlaşma bulunmadıkça tasfiyenin sona ermesinden itibaren katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür.
Yargıtay uygulamasında bu tarih kural olarak tasfiye hükmünün verildiği ilk derece mahkemesi karar tarihi olarak kabul edilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.03.2024 tarihli, 2022/8682 E. ve 2024/1691 K. sayılı kararında da bu ilke uygulanmıştır.
Mal Paylaşımı Davasında Hangi Deliller Önemlidir?
Mal rejimi uyuşmazlıklarında malın yalnızca kimin adına kayıtlı olduğu yeterli değildir. Malın ne zaman ve hangi kaynakla edinildiğinin ispatı son derece önemlidir.
Somut olaya göre özellikle;
- tapu kayıtları ve resmi senetler,
- banka hesap hareketleri,
- kredi sözleşmeleri ve ödeme planları,
- araç tescil kayıtları,
- şirket pay kayıtları, ticaret sicili ve bilançolar,
- SGK ve gelir kayıtları,
- mirasçılık belgeleri,
- bağış ve para transferlerini gösteren kayıtlar,
- ziynet veya kişisel mal katkısına ilişkin deliller,
- kripto para borsası ve dijital varlık kayıtları
önem taşıyabilir.
Özellikle kişisel mal iddiasında bulunan eş bakımından paranın kaynağını gösteren banka hareketleri ve resmi belgeler büyük önem taşır.
Mal Kaçırmayı Önlemek İçin Tedbir Alınabilir mi?
Somut ve yakın bir mal kaçırma tehlikesi bulunması hâlinde, şartlarına göre HMK m.389 ve devamındaki ihtiyati tedbir hükümleri gündeme gelebilir.
Aile konutu bakımından TMK m.194, eşin tasarruf yetkisinin sınırlandırılması bakımından TMK m.199 gibi özel düzenlemeler de somut olayın niteliğine göre değerlendirilebilir.
Ancak eşin bütün malvarlığının yalnızca boşanma davası açıldığı gerekçesiyle otomatik olarak dondurulacağı şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır. Tedbir talebinin gerekliliği ve ölçülülüğü somut olayla ortaya konulmalıdır.
Boşanmada Mal Paylaşımında En Sık Yapılan Hatalar
- Evlilik içinde alınan her malın otomatik olarak yarı yarıya bölüneceğini düşünmek,
- tapunun sadece bir eş adına olmasını diğer eşin hakkı olmadığı şeklinde yorumlamak,
- katılma alacağı ile doğrudan tapu mülkiyetini birbirine karıştırmak,
- katılma alacağı ile değer artış payını aynı hak sanmak,
- evlilik öncesi mal ile evlilik içinde ödenen kredi taksitlerini ayırmamak,
- miras ve bağışın kişisel mal niteliğini göz ardı etmek,
- kişisel mal kaynağını banka kayıtlarıyla ispatlamamak,
- boşanmadan önceki şüpheli devirleri araştırmamak,
- TMK m.229 kapsamındaki mevcut olmayan malların değerleme tarihini yanlış almak,
- banka hesaplarını, şirket hisselerini veya dijital varlıkları araştırmamak,
- boşanmadaki genel kusurun otomatik olarak mal rejimi haklarını ortadan kaldıracağını düşünmek,
- TMK m.241'deki üçüncü kişiye karşı dava sürelerini kaçırmak,
- 31 Temmuz 2026 sonrasında açılacak yeni davalarda yürürlükten kaldırılmış HMK m.107 sistemini uygulamaya çalışmak.
Sık Sorulan Sorular
Ev eşimin üzerine kayıtlıysa benim hakkım olmaz mı?
Tapunun yalnızca eşinizin adına olması hak bulunmadığı anlamına gelmez. Malın edinme tarihi ve finansman kaynağına göre katılma alacağı veya başka bir mal rejimi alacağı doğabilir.
Çalışmayan eş mal paylaşımından hak alır mı?
Evet. Katılma alacağı doğrudan parasal katkı şartına bağlı değildir. Edinilmiş mallara katılma rejiminden kanun gereği doğar.
Evlilikten önce aldığım ev tamamen benim mi?
Evlilikten önce edinilmiş taşınmaz kural olarak kişisel maldır. Ancak kredisi veya borçları evlilik süresince edinilmiş gelirlerle ödenmişse denkleştirme veya başka mal rejimi hesapları gündeme gelebilir.
Miras kalan ev paylaşılır mı?
Miras yoluyla edinilen ev kural olarak kişisel maldır. Ancak bu malın gelirlerinin niteliği ayrıca değerlendirilir.
Boşanma davası açıldıktan sonra aldığım mal paylaşılır mı?
Boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olarak sona erer. Bu tarihten sonra elde edilen yeni mallar kural olarak sona ermiş mal rejiminin edinilmiş malları arasında yer almaz.
Eşim boşanmadan önce evi kardeşine devrettiyse hakkım biter mi?
Hayır. Devrin niteliğine göre TMK m.229 kapsamında eklenecek değer, TMK m.241 kapsamında üçüncü kişiye karşı talep veya somut olayın özelliğine göre başka hukuki yollar gündeme gelebilir.
Mal paylaşımı boşanma davasında otomatik yapılır mı?
Hayır. Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi farklı hukuki taleplerdir. Mal rejimi tasfiyesi ayrıca talep ve inceleme gerektirir.
Mal paylaşımı için boşanmanın kesinleşmesini beklemek gerekir mi?
Tasfiye davası boşanma devam ederken de açılabilir; ancak mal rejiminin boşanma nedeniyle tasfiye edilmesi hakkında nihai karar verilebilmesi için boşanmanın kesinleşmesi gerekir. Devam eden boşanma davası bekletici mesele yapılabilir.
Mal paylaşımı davası kaç yıl içinde açılır?
Katılma alacağı ve değer artış payında kural olarak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımı uygulanır. Üçüncü kişiye karşı TMK m.241 davasındaki bir ve beş yıllık hak düşürücü süreler ayrıdır.
Aldatan eş mal paylaşımından hiçbir şey alamaz mı?
Böyle genel bir kural yoktur. Ancak boşanmaya zina veya hayata kast nedeniyle karar verilmişse TMK m.236/2 kapsamında hâkim kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete göre azaltabilir veya kaldırabilir.
Şirket eşimin adına, şirketten hakkım olabilir mi?
Şirket ortaklık payının hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiği önemlidir. Evlilik sırasında edinilmiş mallarla kazanılan şirket payının ekonomik değeri mal rejimi tasfiyesinde dikkate alınabilir. Bu, şirket ortaklığının otomatik olarak diğer eşe devredileceği anlamına gelmez.
Mal paylaşımı davasında malın eski değeri mi bugünkü değeri mi alınır?
Mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan mallar bakımından kural olarak tasfiye sırasındaki güncel sürüm değeri esas alınır. Buna karşılık TMK m.229 kapsamında tasfiyeye eklenecek daha önce devredilmiş değerlerde TMK m.235/2 gereğince devir tarihindeki sürüm değeri uygulanır.
Başlıca Hukuki Dayanaklar
- TMK m.202: Yasal mal rejimi,
- TMK m.218 ve devamı: Edinilmiş mallara katılma rejimi,
- TMK m.219: Edinilmiş mallar,
- TMK m.220: Kişisel mallar,
- TMK m.222: İspat ve edinilmiş mal karinesi,
- TMK m.225: Mal rejiminin sona ermesi,
- TMK m.227: Değer artış payı,
- TMK m.229: Eklenecek değerler,
- TMK m.230: Denkleştirme,
- TMK m.231: Artık değer,
- TMK m.235: Değerleme,
- TMK m.236: Artık değere katılma ve zina/hayata kast istisnası,
- TMK m.239: Ödeme ve faiz,
- TMK m.241: Üçüncü kişilere karşı dava,
- TBK m.146: Genel zamanaşımı,
- 4787 sayılı Kanun m.4: Aile mahkemelerinin görevi,
- HMK m.109: Kısmi dava ve 2026 sonrası talep artırımı sistemi.
Boşanmada Mal Paylaşımı Hakkında Hukuki Destek
Mal rejiminin tasfiyesi; yalnızca taşınmazların kimin adına kayıtlı olduğuna bakılarak çözülebilecek bir uyuşmazlık değildir. Malın edinme tarihi, finansman kaynağı, kredi ödemeleri, miras ve bağışlar, şirket payları, banka hareketleri, eklenecek değerler ve üçüncü kişilere yapılan devirler birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle boşanma öncesinde mal devri yapılmış, kişisel mal katkısı bulunmuş, evlilikten önce alınan bir taşınmazın kredisi evlilikte ödenmiş veya şirket ve banka hesaplarının gerçek değeri bilinmiyorsa tasfiye hesabı teknik hâle gelebilir.
Boşanma, mal rejimi, katılma alacağı ve değer artış payına ilişkin hukuki destek için Av. Melek Bal Helvacı ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Mal rejiminin tasfiyesi her dosyanın tarihleri, malvarlığı yapısı, delilleri ve uygulanacak mal rejimine göre ayrıca değerlendirilmelidir.