İş Kazası Tazminat Davası ve Şartları: Maddi ve Manevi Tazminat, Kusur ve Hesaplama
İş Kazası Tazminat Davası Nedir?
İş kazası tazminat davası, iş kazası sonucunda bedensel veya ruhsal zarara uğrayan işçinin, işverenin hukuki sorumluluğunun şartları bulunuyorsa Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararlarının giderilmesini talep ettiği davadır.
İş kazasının ölümle sonuçlanması hâlinde ise ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler maddi tazminat; yakınları da şartları varsa manevi tazminat talep edebilir.
Bir olayın Sosyal Güvenlik Kurumu bakımından iş kazası sayılması ile işverenin işçiye tazminat ödemekle sorumlu tutulması aynı şey değildir. İş kazası niteliği sosyal güvenlik hukukuna ilişkin bir tespit iken, özel hukuk tazminatında ayrıca işverenin kusuru, meydana gelen zarar ve uygun nedensellik bağı araştırılır.
İş Kazası Tazminat Davasının Şartları Nelerdir?
İşverenin iş kazası nedeniyle maddi veya manevi tazminattan sorumlu tutulabilmesi için somut olayın özelliklerine göre temel olarak şu unsurların değerlendirilmesi gerekir:
- Zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olması,
- İşçinin bedensel, ruhsal veya ekonomik bir zarara uğraması,
- İşverenin işçiyi gözetme ve iş sağlığı-güvenliği yükümlülüklerine aykırı kusurlu davranışının bulunması,
- Kusurlu davranış ile meydana gelen zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması.
İş kazası tazminat davalarında özellikle kusur, illiyet bağı, gerçek ücret, çalışma gücü kaybı, SGK tarafından bağlanan gelirler ve tazminatın aktüeryal hesabı uyuşmazlığın temel inceleme alanlarıdır.
İşveren İş Kazasından Her Durumda Sorumlu mudur?
Hayır. İşçinin işyerinde veya sosyal güvenlik mevzuatının iş kazası saydığı başka bir durumda kazaya uğraması, işverenin otomatik olarak bütün zarardan sorumlu tutulması anlamına gelmez.
İşverenin özel hukuk tazminat sorumluluğu; TBK m.417, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve somut işe uygulanması gereken iş sağlığı ve güvenliği kuralları çerçevesinde değerlendirilir. İşverenin hangi önlemleri alması gerektiği, hangilerini aldığı, alınan önlemlerin gerçekten uygulanıp uygulanmadığı ve bu eksikliklerin kazaya etkisi araştırılır.
Yargıtay uygulamasında işverenin yalnızca eğitim formu imzalatmış, kişisel koruyucu ekipman teslim etmiş veya genel nitelikte talimat vermiş olması her olayda sorumluluktan kurtulması için yeterli kabul edilmez. İşverenin güvenli çalışma sistemini kurması, önlemleri fiilen uygulatması ve denetlemesi gerekir.
İşverenin Kusuru Nasıl Belirlenir?
İş kazası tazminat davalarında kusur incelemesi çoğu zaman teknik bilirkişi heyeti tarafından yapılır. Bilirkişilerin kazanın gerçekleştiği iş kolunu, kullanılan ekipmanı ve uygulanması gereken iş güvenliği mevzuatını değerlendirebilecek uzmanlığa sahip olması önemlidir.
Kusur incelemesinde özellikle şu hususlar araştırılır:
- Risk değerlendirmesinin yeterli olup olmadığı,
- İşçiye uygun iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilip verilmediği,
- Kişisel koruyucu donanımın uygun olup olmadığı ve kullandırılıp kullandırılmadığı,
- Makine ve ekipmanlarda gerekli koruyucuların bulunup bulunmadığı,
- İş organizasyonu ve gözetim sisteminin yeterliliği,
- İşçinin yaptığı işe uygun eğitim ve deneyime sahip olup olmadığı,
- Sağlık gözetimi ve periyodik kontroller,
- Aşırı çalışma, vardiya düzeni ve organizasyon eksiklikleri,
- İşçinin ve varsa üçüncü kişilerin kazaya etkisi.
Birden fazla kusur raporu arasında ciddi çelişki bulunması hâlinde bu çelişkinin giderilmesi gerekir. Ceza dosyası, SGK müfettiş raporu, rücu dosyası ve iş mahkemesindeki bilirkişi raporları arasında önemli farklar bulunuyorsa mahkemenin bunları birlikte değerlendirmesi beklenir.
İşçinin Kusuru Tazminatı Nasıl Etkiler?
İşçinin kazanın meydana gelmesinde kusurlu olması, olayın iş kazası niteliğini tek başına ortadan kaldırmaz. Ancak işçinin kusur oranı, işverenden talep edilebilecek maddi tazminat miktarını azaltabilir ve manevi tazminatın belirlenmesinde de dikkate alınabilir.
İşçinin davranışının kazanın tek ve münhasır sebebi olması ve işveren yönünden uygun nedensellik bağını tamamen kesecek ağırlığa ulaşması hâlinde ise işverenin tazminat sorumluluğu ortadan kalkabilir. Her işçi kusuru illiyet bağını kesmez; çoğu dosyada işveren ve işçinin kusurları birlikte değerlendirilir.
Kaçınılmazlık ve İlliyet Bağını Kesen Nedenler
Kaçınılmazlık, olay tarihinde mevcut bilimsel ve teknik imkânlara göre alınabilecek bütün önlemler alınmasına rağmen kazanın önlenememesi hâlidir. Bir olayın yalnızca beklenmedik şekilde meydana gelmesi kaçınılmazlık için yeterli değildir.
Mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru veya zarar gören işçinin nedensellik bağını kesecek ağırlıktaki davranışı işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırabilir. Ancak bu değerlendirme soyut biçimde değil, kazanın meydana geliş şekli ve alınması mümkün önlemler dikkate alınarak yapılır.
Asıl İşveren ve Alt İşveren İş Kazasından Birlikte Sorumlu Olabilir mi?
Gerçek bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu durumlarda alt işveren işçisinin geçirdiği iş kazasından asıl işveren de kanuni şartlarla sorumlu tutulabilir.
4857 sayılı İş Kanunu m.2 gereğince asıl işveren, alt işveren işçilerine karşı kanundan ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülükler yönünden alt işverenle birlikte sorumlu olabilir. Bu nedenle işçinin bordrosunun yalnızca taşeron şirkette bulunması, asıl işverenin otomatik olarak sorumluluktan kurtulduğu anlamına gelmez.
Alt işverenlik ilişkisinin gerçek olup olmadığı, işin anahtar teslim eser sözleşmesi niteliğinde bulunup bulunmadığı, işverenler arasındaki organik bağ ve fiili iş organizasyonu somut olayda ayrıca araştırılmalıdır.
Üçüncü Bir Kişi Kazaya Sebep Olursa Ne Olur?
İş kazasına işveren dışında üçüncü bir kişinin de sebep olması mümkündür. Örneğin işçinin iş görevi sırasında trafik kazası geçirmesi, servis aracının başka bir araçla çarpışması veya başka bir şirket çalışanının kazaya neden olması hâlinde birden fazla sorumluluk sebebi aynı olayda birleşebilir.
İşveren, üçüncü kişi, araç işleteni, sigortacı ve SGK bakımından sorumluluk sebepleri ile zamanaşımı kuralları aynı değildir. Bu nedenle aynı kazadan doğan talepler her sorumlu yönünden ayrı hukuki dayanakla değerlendirilmelidir.
İş Kazasında Hangi Maddi Tazminatlar İstenebilir?
Maddi tazminatın amacı, işçi kaza geçirmemiş olsaydı ekonomik olarak bulunacağı durum ile kazadan sonraki durumu arasındaki gerçek farkı gidermektir.
Somut olayın özelliklerine göre özellikle şu zarar kalemleri gündeme gelebilir:
- Geçici iş göremezlik dönemindeki kazanç kaybı,
- Sürekli çalışma gücü kaybından doğan zarar,
- SGK tarafından karşılanmayan zorunlu tedavi giderleri,
- Bakıcı ve bakım giderleri,
- Protez, ortez ve benzeri zorunlu giderler,
- Tedavi amacıyla yapılan ulaşım ve zorunlu ek giderler,
- Şartları varsa ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar.
Geçici İş Göremezlik Zararı Nedir?
İşçinin kaza nedeniyle belirli bir süre çalışamaması ve gelir kaybına uğraması geçici iş göremezlik zararını doğurabilir. Bu süre sağlık raporları, tedavi belgeleri ve dosyanın tıbbi kayıtlarıyla belirlenir.
SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ödenmişse bunun tazminat hesabına etkisi ayrıca değerlendirilir. Sosyal güvenlik ödemelerinin tamamı otomatik olarak tazminattan düşülmez; hukuken rücu edilebilir bölümün tenzili esastır.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Nedir?
Kaza sonucunda işçinin çalışma gücünde kalıcı azalma meydana gelmişse gelecekteki kazanç kaybı için sürekli iş göremezlik tazminatı gündeme gelir.
Tazminat yalnızca sağlık raporundaki kayıp oranının maaşla çarpılması suretiyle hesaplanmaz. İşçinin yaşı, gerçek geliri, mesleği ve kıdemi, çalışma gücü kayıp oranı, kusur oranları, aktif ve pasif dönem, bakiye yaşam süresi ve SGK tarafından yapılan rücu edilebilir ödemeler birlikte değerlendirilir.
İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
İş kazası maddi tazminatı aktüeryal hesap gerektirir. Mahkeme öncelikle kusur oranlarını, çalışma gücü kaybını, gerçek ücreti ve sosyal güvenlik ödemelerini belirler; daha sonra bilirkişi tarafından dönemlere ayrılmış zarar hesabı yapılır.
Güncel Yargıtay uygulamasında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmaktadır. Aktif dönem genel olarak çalışma dönemini, pasif dönem ise aktif çalışma devresinden sonraki bakiye yaşam süresini ifade eder.
Eski dosyalarda PMF 1931 tablosu kullanılmış olabilir. Ancak güncel içtihat çizgisinde TRH 2010 esas alınmakla birlikte, daha önce oluşmuş usuli kazanılmış hak gibi dosyaya özgü durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.
İşçinin Gerçek Ücreti Nasıl Belirlenir?
İş kazası tazminatının hesabında temel alınması gereken kazanç, işçinin gerçekte elde ettiği ücrettir. SGK kayıtlarında veya imzasız işyeri kayıtlarında ücretin asgari gösterilmiş olması her durumda gerçek kazancı belirlemez.
Gerçek ücretin ispatında imzalı ücret bordroları önemli delildir. Güvenilir ve imzalı bordro bulunmaması veya ücretin bordrodan farklı olduğunun ciddi biçimde ileri sürülmesi hâlinde işçinin yaşı, kıdemi, mesleği ve yaptığı iş dikkate alınarak emsal ücret araştırması yapılabilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.09.2025 tarihli, 2025/2149 E. ve 2025/12137 K. sayılı kararında; meslek odaları, TÜİK, ilgili kamu kurumları ve somut mesleğe ilişkin ücret verileri üzerinden gerçek ücret araştırılmasının önemi vurgulanmıştır.
Daha yeni tarihli Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 06.05.2026 tarihli, 2025/20668 E. ve 2026/6363 K. sayılı kararında da meslek odasından gelen emsal ücret bilgisi ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek asgari ücretin 1,99 katı ücret üzerinden yapılan hesap hukuka uygun bulunmuştur.
SGK Ödemeleri Tazminattan Düşülür mü?
SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri veya ölüm geliri bağlanması işverenden tazminat istenmesini kendiliğinden engellemez.
Ancak aynı zarar için mükerrer tahsilat yapılamaz. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında SGK tarafından yapılan ödemelerin tamamının değil, işverene rücu edilebilir kısmının maddi tazminattan tenzil edilmesi gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.09.2025 tarihli, 2025/2149 E. ve 2025/12137 K. sayılı kararında da geçici iş göremezlik ödeneği ile ilk peşin sermaye değerli gelirin TBK m.55 kapsamında rücu edilebilir kısmının tazminattan düşülmesi gerektiği belirtilmiştir.
31 Temmuz 2026 Sonrası İş Kazası Tazminatında Faiz Nasıl Hesaplanır?
7589 sayılı Kanunla TBK m.55'e 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni fıkralar eklenmiştir. Değişiklik, çalışma gücünün azalması veya kaybı ile destekten yoksun kalma zararlarında faiz başlangıcı bakımından bilinen ve bilinmeyen dönem ayrımı getirmiştir.
31.07.2026 ve sonrasında meydana gelen zarar doğuran olaylarda;
- Zarar görenin veya desteğin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden itibaren kanuni faiz,
- Kazancın henüz bilinemediği geleceğe ilişkin dönem tazminatına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz
uygulanır.
Aynı değişiklikle, bu tür tazminatlar için tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin, ödeme tarihindeki tazminat değeri esas alınarak oransal mahsup edilmesi öngörülmüştür.
Burada geçiş tarihi önemlidir. 7589 sayılı Kanunun Geçici m.1/9 hükmü gereğince TBK m.55'teki bu yeni faiz ve mahsup sistemi yalnızca değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. 31.07.2026'dan önce meydana gelen iş kazalarında önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilir.
İş Kazasında Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?
İş kazası nedeniyle bedensel veya ruhsal bütünlüğü zarar gören işçi, şartları varsa manevi tazminat isteyebilir. İşçinin hayatını kaybetmesi hâlinde yakınlarının manevi tazminat hakkı da gündeme gelebilir.
Manevi tazminatın sabit bir matematiksel formülü yoktur. Mahkeme özellikle yaralanmanın ağırlığını, çalışma gücü kayıp oranını, tarafların kusur durumunu, olayın meydana geliş biçimini, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, paranın satın alma gücünü, olay tarihini ve tazminatın tatmin-caydırıcılık işlevini birlikte değerlendirir.
Manevi tazminat bir ceza değildir ve sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanılamaz. Bununla birlikte özellikle iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin ağır biçimde ihlal edildiği olaylarda caydırıcılık unsuru da Yargıtay tarafından dikkate alınmaktadır.
Ölümlü İş Kazasında Kimler Tazminat İsteyebilir?
İş kazasının ölümle sonuçlanması hâlinde, ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler maddi tazminat talep edebilir. Destekten yoksun kalma hakkı yalnızca yasal mirasçılara ait değildir.
Önemli olan, ölen kişinin yaşamaya devam etmesi hâlinde talepte bulunan kişiye fiilen ekonomik veya yaşam desteği sağlamasının beklenmesidir. Eş ve çocukların yanında şartlarına göre anne, baba veya başka kişiler de gerçek destek ilişkisini ispatladıkları ölçüde talepte bulunabilir.
Yakınların manevi tazminat talepleri ise ölümün yarattığı manevi zararın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir.
İş Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
İşverenin iş kazasından doğan tazminat sorumluluğu hizmet sözleşmesinden kaynaklanan koruma ve gözetme borcuna dayandığından, işverene yöneltilen maddi ve manevi tazminat taleplerinde kural olarak TBK m.146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı uygulanır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 05.11.2024 tarihli, 2023/11056 E. ve 2024/10398 K. sayılı kararında da bu ilke açıkça benimsenmiştir.
Zamanaşımının başlangıcı her olayda yalnızca kaza tarihine bakılarak belirlenmez. Zararın sonradan gelişmesi, çalışma gücü kayıp oranının daha sonra kesinleşmesi veya gelişen durum bulunması hâlinde zararın öğrenilme tarihi ayrıca değerlendirilir.
Ayrıca aynı olayda işveren dışında üçüncü kişinin haksız fiil sorumluluğu bulunuyorsa o kişi yönünden TBK m.72 ve varsa uzamış ceza zamanaşımı gibi farklı hükümler gündeme gelebilir.
İş Kazası Tazminat Davasından Önce SGK Süreci Tamamlanmalı mı?
İş kazasından kaynaklanan tazminat davasının esastan incelenebilmesi için zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinin kesinleşmiş olması önemlidir.
SGK olayın iş kazası olduğunu kabul etmişse ayrı bir iş kazası tespit davasına ihtiyaç bulunmayabilir. Ancak Kurum olayın iş kazası olduğunu kabul etmemişse veya bu konuda devam eden bir tespit davası varsa, tazminat mahkemesinin doğrudan esasa girerek karar vermesi doğru değildir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.02.2026 tarihli, 2025/11672 E. ve 2026/587 K. sayılı kararında, iş kazasının varlığının sabit olmasının tazminat davasının görülebilmesi için ön koşul olduğu açıkça belirtilmiş; devam eden iş kazası tespit davasının sonucunun ve kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle SGK'nın iş kazası kabulü bulunmayan dosyalarda, mahkeme ilgili tarafa iş kazasının tespiti için dava açması amacıyla süre verebilir ve açılan davanın sonucunu bekleyebilir.
İş Kazasının Tespiti ile Tazminat Aynı Davada İstenebilir mi?
İş kazasının tespiti ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin aynı dava dilekçesinde birlikte ileri sürülmesi uygulamada sorun yaratabilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.06.2025 tarihli, 2024/15758 E. ve 2025/10330 K. sayılı kararına göre mahkeme; iş kazasının tespiti talebini tazminat davasından tefrik ederek ayrı esasa kaydetmeli, tespit davasını tazminat davası için bekletici mesele yapmalı ve tespit kararının kesinleşmesinden sonra tazminat davasını sonuçlandırmalıdır.
Yargıtay bu usuli zorunluluğun kamu düzenine ilişkin olduğunu ve mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Tespit davasının sonucu yalnızca SGK yönünden değil, görev, kusur incelemesi ve SGK tarafından bağlanan gelirlerin tazminattan tenzili bakımından da önem taşır.
Maluliyet veya Çalışma Gücü Kaybı Nasıl Belirlenir?
İş kazasının işçinin bedeninde bıraktığı kalıcı etkinin doğru belirlenmesi maddi tazminat hesabının temel şartlarındandır.
Sağlık raporunda yalnızca bir oran yazılması yeterli olmayabilir. Kaza ile mevcut sağlık durumu arasındaki nedensellik bağının, sürekli kaybın niteliğinin ve varsa bakıma muhtaçlık durumunun gerekçeli biçimde ortaya konulması gerekir.
Raporun hangi mevzuata göre düzenleneceği iş kazasının tarihi ve ilgili sosyal güvenlik mevzuatı dikkate alınarak belirlenir. Farklı sağlık kurulları arasında oran veya illiyet yönünden çelişki bulunması hâlinde bu çelişki usulüne uygun şekilde giderilmelidir.
Ceza Davasındaki Kusur Raporu İş Mahkemesini Bağlar mı?
İş kazası sonucunda taksirle yaralama veya taksirle öldürme nedeniyle ceza soruşturması ve ceza davası yürütülebilir.
TBK m.74 gereğince hukuk hâkimi ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesi ve kusur oranıyla bağlı değildir. Ancak ceza dosyasında kesinleşen maddi olgular, olayın gerçekleşme biçimi ve deliller hukuk yargılamasında önem taşır.
Ceza dosyasındaki kusur raporu ile iş mahkemesinde alınan teknik kusur raporu arasında ciddi çelişki bulunuyorsa bu çelişkinin giderilmesi gerekir.
İş Kazası Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Hayır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3 uyarınca iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı uygulanmaz.
Bu nedenle iş kazası tazminatı, kıdem tazminatı veya ücret alacağı gibi genel işçilik alacaklarından arabuluculuk bakımından ayrılır.
Aynı dava veya uyuşmazlık kapsamında ayrıca işçilik alacakları ileri sürülecekse bu talepler yönünden dava şartı arabuluculuk konusu ayrıca değerlendirilmelidir.
İş Kazası Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İşçi ile işveren arasındaki iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme kural olarak İş Mahkemesidir. İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi İş Mahkemesi sıfatıyla davaya bakabilir.
Yetki bakımından davalının yerleşim yeri yanında, işin veya işlemin yapıldığı yer; iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ve zarar gören işçinin yerleşim yeri gibi kanunda öngörülen özel yetki bağlantıları somut dosyaya göre değerlendirilebilir.
İş Kazasında Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı mı?
Evet. İş kazası tazminat davalarının usulü bakımından 2026 yılında önemli bir değişiklik yapılmıştır.
7589 sayılı Kanunun 19. maddesi ile HMK m.107'de düzenlenen belirsiz alacak davası 31.07.2026 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu tarihten sonra açılan yeni iş kazası maddi tazminat davalarında eski anlamda belirsiz alacak davası açılamaz. Alacağın miktarı yargılama sırasında netleşecekse HMK m.109'daki kısmi dava sistemi kullanılmalıdır.
HMK m.109/4 uyarınca alacağın yalnız bir kısmının dava edildiği hâllerde talep, aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir. Kanun ayrıca artırılan kısım yönünden zamanaşımının da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını düzenlemektedir.
Ancak geçiş hükmü önemlidir. 7589 sayılı Kanunun Geçici m.1/10 hükmüne göre HMK m.107, yürürlükten kaldırıldığı tarihten önce açılmış davalar bakımından uygulanmaya devam eder. Dolayısıyla 31.07.2026'dan önce açılmış derdest belirsiz alacak davaları eski usul hükümlerine göre sürdürülür.
31 Temmuz 2026 Sonrası İş Kazası Davasında Talep Nasıl Artırılır?
Yeni HMK m.109/4 sistemi, özellikle bilirkişi incelemesi sonunda gerçek zararın belirlenebildiği iş kazası davaları bakımından önemlidir.
Davacı başlangıçta alacağın bir kısmını dava edebilir. Tazminat hesabı netleştikten sonra talebini aynı dava içinde, tahkikat sona ermeden önce bir defaya mahsus artırabilir.
Yeni düzenleme, artırılan kısım yönünden zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını açıkça düzenlediği için eski kısmi dava sistemine kıyasla önemli bir koruma sağlamaktadır.
İş Kazası Tazminat Davasında Hangi Deliller Önemlidir?
Somut kazanın özelliklerine göre özellikle şu deliller önem taşıyabilir:
- İş kazası tutanağı ve SGK tahkikat dosyası,
- Kolluk ve savcılık dosyaları,
- Ceza davası dosyası,
- İşyeri kamera görüntüleri,
- Tanık anlatımları,
- Risk değerlendirmesi ve iş sağlığı-güvenliği belgeleri,
- Eğitim ve kişisel koruyucu donanım teslim kayıtları,
- Makine bakım ve periyodik kontrol kayıtları,
- Hastane, ameliyat, fizik tedavi ve sağlık kurulu kayıtları,
- Ücret bordroları, banka hareketleri ve emsal ücret verileri,
- SGK tarafından bağlanan gelir ve yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar.
İş kazası dosyalarında delillerin önemli bir bölümü işverenin veya resmi kurumların elinde bulunduğundan, hangi kayıtların hangi kurumdan getirtilmesi gerektiğinin yargılamanın başında belirlenmesi önemlidir.
İş Kazası Tazminat Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
- Olayın iş kazası niteliğini kesinleştirmeden tazminat davasının esasına geçmek,
- SGK olayın iş kazası olduğunu kabul etmediği hâlde tespit davasını bekletici mesele yaptırmamak,
- İş kazası tespiti ile tazminat talebini aynı dosyada sürdürüp tefrik sorununu gözden kaçırmak,
- İş kazası olması ile işverenin kusurlu olmasını aynı şey sanmak,
- Kusur raporunu işin teknik niteliğine uygun uzman heyetten almamak,
- Ceza dosyasındaki kusur oranını otomatik olarak bağlayıcı kabul etmek,
- Gerçek ücreti araştırmadan yalnızca SGK bildirimini veya imzasız bordroyu esas almak,
- Çalışma gücü kayıp oranındaki çelişkileri gidermeden hesap yapmak,
- Güncel içtihat çizgisine aykırı yaşam tablosu kullanmak,
- SGK tarafından yapılan bütün ödemeleri tazminattan düşmek,
- Asıl işveren-alt işveren ilişkisini araştırmamak,
- Zamanaşımı başlangıcını gelişen zarar ihtimalini incelemeden yalnız kaza tarihine göre belirlemek,
- İş kazası tazminatında zorunlu arabuluculuk bulunduğunu sanmak,
- 31.07.2026 sonrasında yeni dava açarken yürürlükten kaldırılan HMK m.107'ye dayanmak,
- HMK m.109/4'teki bir defalık talep artırımı hakkını süresinde kullanmamak,
- Yeni TBK m.55 faiz ve mahsup hükümlerini 31.07.2026'dan önceki kazalara geriye yürütmek.
Sık Sorulan Sorular
İş kazası geçiren işçi ne kadar tazminat alır?
Her iş kazası için sabit bir tazminat miktarı yoktur. İşçinin gerçek ücreti, yaşı, çalışma gücü kaybı, kusur oranları, aktif ve pasif dönem zararı, SGK ödemeleri ve olay tarihi birlikte değerlendirilir.
İşveren kusursuzsa tazminat öder mi?
İşverenin özel hukuk tazminat sorumluluğu bakımından kusur ve uygun nedensellik bağı temel unsurlardandır. Ancak kusurun bulunup bulunmadığı yalnız kazanın son anına bakılarak değil, işverenin kurması gereken iş güvenliği sistemi ve denetim yükümlülüğü üzerinden değerlendirilir.
İşçinin kusurlu olması tazminat hakkını tamamen kaldırır mı?
Hayır. İşçinin kusuru genellikle tazminat miktarını etkiler. Ancak davranışının işveren yönünden nedensellik bağını tamamen kesecek ağırlığa ulaşması hâlinde farklı sonuç doğabilir.
SGK iş kazası olarak kabul etmediyse tazminat davası görülür mü?
İş kazası niteliğinin kesinleşmesi tazminat davasının ön koşuludur. SGK kabulü bulunmuyorsa iş kazasının tespiti davası açılması gerekebilir ve tazminat davasında bu tespit davasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılmalıdır.
İş kazasının tespiti ve tazminat aynı davada istenirse ne olur?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2025/10330 sayılı kararına göre tespit talebi tazminat davasından tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmeli, tespit davası tazminat davasında bekletici mesele yapılmalı ve kesinleşmesinden sonra tazminat yargılamasına devam edilmelidir.
Asgari ücretli gösterilen işçi gerçek maaşını ispatlayabilir mi?
Evet. Güvenilir imzalı bordro bulunmaması veya ücretin farklı olduğunun ispatlanması hâlinde işçinin mesleği, kıdemi, banka kayıtları, emsal ücretler, meslek odaları ve diğer delillerle gerçek ücret araştırılabilir.
Manevi tazminat nasıl hesaplanır?
Manevi tazminatta matematiksel formül yoktur. Yaralanmanın ağırlığı, çalışma gücü kaybı, tarafların kusuru, sosyal ve ekonomik durumlar, olay tarihi ve tazminatın tatmin-caydırıcılık işlevi birlikte değerlendirilir.
SGK para ödüyorsa işverenden tazminat istenemez mi?
İstenebilir. SGK ödemeleri işçinin bütün zararını karşılamayabilir. Ancak rücu edilebilir sosyal güvenlik ödemeleri mükerrer tahsilatı önlemek amacıyla maddi tazminat hesabında dikkate alınır.
İş kazası tazminat davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi-manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları zorunlu arabuluculuğun istisnasıdır.
İş kazası tazminatında belirsiz alacak davası açılır mı?
31.07.2026'dan sonra açılan yeni davalarda HMK m.107 yürürlükten kaldırıldığı için eski anlamda belirsiz alacak davası açılamaz. HMK m.109/4'teki kısmi dava ve bir defalık talep artırımı sistemi uygulanır. 31.07.2026'dan önce açılmış belirsiz alacak davaları ise geçiş hükmü gereği eski sisteme göre devam eder.
31 Temmuz 2026'dan önceki iş kazalarında yeni TBK m.55 faiz kuralı uygulanır mı?
Hayır. 7589 sayılı Kanunun Geçici m.1/9 hükmü gereğince yeni faiz ve oransal mahsup düzenlemesi yalnız yürürlük tarihinden sonra meydana gelen zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır.
İş kazası tazminat kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Para alacağına ilişkin tazminat kararlarının icrası kural olarak kesinleşmeye bağlı değildir. İstinaf veya temyiz başvurusu tek başına icrayı durdurmaz; kanuni şartlar varsa icranın geri bırakılması ayrıca talep edilebilir.
Sonuç
İş kazası tazminat davalarında sonuca ulaşmak yalnızca kazanın gerçekleştiğini göstermekle mümkün değildir. İş kazası niteliğinin kesinleşmesi, işverenin kusurunun doğru belirlenmesi, çalışma gücü kaybının usulüne uygun raporlarla tespit edilmesi, gerçek ücretin araştırılması ve SGK ödemelerinin hukuken doğru şekilde mahsup edilmesi gerekir.
2026 yılında yapılan değişiklikler de dava stratejisini doğrudan etkilemektedir. HMK m.107'nin 31.07.2026 itibarıyla yürürlükten kaldırılmasıyla yeni davalarda kısmi dava ve HMK m.109/4'teki bir defalık talep artırımı sistemi önem kazanmış; TBK m.55 değişikliği ise yalnız 31.07.2026 ve sonrasında meydana gelen zarar doğuran olaylar bakımından yeni faiz ve mahsup kuralları getirmiştir.
Ayrıca güncel Yargıtay uygulamasına göre SGK tarafından iş kazası kabulü bulunmayan olaylarda iş kazasının tespiti tazminat davasının ön koşuludur. Tespit davasının kesinleşmesi beklenmeden tazminatın esası hakkında hüküm kurulması bozma nedeni olabilmektedir.
İş kazasının tespiti, SGK süreci, maddi ve manevi tazminat, asıl işveren-alt işveren sorumluluğu ve aktüeryal hesaplama hakkında profesyonel hukuki destek için iş kazası davaları hizmet sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İş kazası dosyalarında uygulanacak mevzuat; kazanın tarihi, tarafların hukuki sıfatı, sağlık durumu, SGK işlemleri ve somut olayın özelliklerine göre değişebilir.