Nafaka Davası ve Nafakanın Artırılması: Şartlar, Miktar ve Güncel Yargıtay Uygulaması
Nafaka Artırım Davası – Nafakanın Artırılması 2026
Nafaka miktarı bir kez belirlendikten sonra her zaman aynı kalmak zorunda değildir. Paranın satın alma gücünün düşmesi, tarafların ekonomik koşullarının değişmesi, çocuğun büyümesi, eğitim ve sağlık giderlerinin artması veya mevcut nafakanın güncel ihtiyaçları karşılayamaz hâle gelmesi nafakanın yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Türk Medeni Kanunu, şartların değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına imkân tanımaktadır. İştirak nafakası bakımından ise çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri esas alınır. TMK m.330 ve m.331, değişen koşullara göre çocuk için ödenen nafakanın yeniden belirlenebilmesine olanak verir.
Nafaka artırım davasında yalnızca enflasyon oranına bakılmaz. Nafaka alacaklısının güncel ihtiyaçları, nafaka yükümlüsünün gerçek ödeme gücü, çocuğun yaşı ve eğitim durumu, tarafların malvarlığı ve gelirleri ile önceki nafaka kararından sonra meydana gelen değişiklikler birlikte değerlendirilir.
Nafaka Artırım Davası Nedir?
Nafaka artırım davası, daha önce mahkeme kararı veya anlaşmalı boşanma protokolü kapsamında belirlenmiş nafaka miktarının değişen koşullar nedeniyle artırılmasının talep edildiği davadır.
Yoksulluk nafakası bakımından TMK m.176/4'e göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat biçimindeki nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Dolayısıyla her nafaka artırım davasında mutlaka olağanüstü bir gelir değişikliği meydana gelmiş olması gerekmez; somut olayda mevcut miktarın hakkaniyete aykırı biçimde yetersiz kalması da değerlendirme konusu olabilir.
İştirak nafakasında ise TMK m.331 gereğince durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilir veya kaldırabilir. Çocuğun büyümesi, eğitim kademesinin değişmesi ve giderlerinin artması bu değerlendirmede önem taşıyabilir.
Dava Açmadan Önce Nafaka Kararında Yıllık Artış Kaydı Var mı?
Nafaka artırım davası düşünülürken ilk bakılması gereken yer mevcut mahkeme kararı veya anlaşmalı boşanma protokolüdür.
Kararda örneğin “nafakanın her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artırılmasına” veya benzeri bir yıllık artış hükmüne yer verilmiş olabilir. Böyle bir hüküm varsa yıllık artışın uygulanması için her yıl yeniden dava açılması gerekmez.
Bununla birlikte önceki kararda yıllık artış oranı belirlenmiş olması, şartların daha sonra önemli ölçüde değişmesi hâlinde yeni bir nafaka artırım davası açılmasını mutlak olarak engellemez. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımında gelecek yıllara ilişkin önceki artış hükümlerinin sonraki dönemde değişen şartlar bakımından kesin hüküm oluşturmadığı kabul edilmektedir. Yeni raporda da Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.01.2015 tarihli 2014/15241 E., 2015/1601 K. sayılı kararı bu yönde aktarılmıştır.
Hangi Nafaka Türleri Artırılabilir?
Boşanma ve aile hukukunda nafakanın hukuki niteliği önemlidir.
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davasının devamı sırasında eşlerin ve çocukların geçimini sağlamaya yönelik geçici bir önlemdir. Boşanma davası devam ederken mevcut tedbir nafakasının yetersiz kaldığı ileri sürülüyorsa bu husus kural olarak devam eden yargılama içerisinde değerlendirilir. Boşanma davası nasıl açılır? başlıklı yazımızda boşanma sırasındaki geçici tedbirler ayrıca açıklanmıştır.
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan eş lehine hükmedilebilir. Hükmedilmiş yoksulluk nafakası daha sonra TMK m.176/4 koşullarıyla artırılabilir veya azaltılabilir.
İştirak nafakası ise velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğun bakım, eğitim ve diğer ihtiyaçlarına mali gücü oranında katılmasıdır. Çocuğun ihtiyaçlarının veya ebeveynlerin ekonomik koşullarının değişmesi hâlinde yeniden belirlenebilir.
Ergin çocuğun durumu farklıdır. Çocuk ergin olduğunda velayete bağlı iştirak nafakası kural olarak sona erer. Eğitimi devam eden ergin çocuk ise şartları varsa kendi adına yardım nafakası talep edebilir.
Nafakanın Artırılması İçin Hangi Şartlar Gerekir?
Nafaka artırımında önceki nafaka kararının verildiği tarih ile yeni davanın açıldığı tarih arasındaki değişiklikler önem taşır.
Paranın satın alma gücünün azalması, genel ekonomik koşullar, nafaka alacaklısının zorunlu giderlerinin artması, nafaka yükümlüsünün mali gücünün yükselmesi, çocuğun büyümesi, okul veya eğitim kademesinin değişmesi, servis, kurs, sağlık ve sosyal faaliyet giderlerinin artması veya mevcut miktarın günlük hayat karşısında ciddi biçimde yetersiz kalması artırım değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Ancak nafaka için tek bir matematik formülü yoktur. Mahkeme tüm ekonomik ve sosyal koşulları TMK m.4'teki hakkaniyet ilkesi çerçevesinde birlikte değerlendirir. Yargıtay içtihat raporunda da çocuğun yaşı ve eğitimi, tarafların ekonomik durumları, paranın alım gücü ve hakkaniyet nafaka artırımının temel kriterleri arasında gösterilmektedir.
Enflasyon Tek Başına Nafaka Artırımında Dikkate Alınabilir mi?
Enflasyon ve paranın satın alma gücündeki düşüş nafaka artırım davalarının en önemli unsurlarındandır.
Yıllar önce belirlenmiş bir nafakanın nominal tutarı değişmese bile reel değeri önemli ölçüde azalabilir. Özellikle önceki karar üzerinden uzun süre geçmişse bu durum alacaklının veya çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmasını güçleştirebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarihli 2024/2915 E., 2024/3726 K. sayılı kararında önceki nafaka belirlemesinin üzerinden sekiz yılı aşkın süre geçmesi, çocuğun doğal olarak artan ihtiyaçları, enflasyon nedeniyle nafakanın değer kaybetmesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet birlikte değerlendirilmiştir.
Bu nedenle “tarafların maaşı değişmedi, nafaka artırılamaz” şeklinde kategorik bir yaklaşım doğru değildir. Bununla birlikte mahkeme yalnızca enflasyon oranını mekanik biçimde uygulamak yerine nafakanın niteliğini ve tarafların gerçek ekonomik durumlarını da değerlendirir.
2026'da Nafaka Artış Oranı TÜFE mi ÜFE mi?
Kanunda bütün nafakalar için zorunlu olarak uygulanacak tek bir TÜFE veya ÜFE oranı belirlenmemiştir.
TMK m.176/5 ve çocuk nafakası bakımından TMK m.330, hâkimin istem hâlinde gelecek yıllarda nafakanın ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabileceğini düzenler.
Yargıtay'ın geçmiş kararlarında ÜFE esaslı artışlara sıkça rastlanmaktadır. Bununla birlikte ekonomik göstergelerin olağan dışı biçimde farklılaştığı dönemlerde nafaka yükümlüsünün ödeme gücü ve hakkaniyet gözetilerek TÜFE'nin daha uygun bulunabildiği kararlar da vardır.
Dolayısıyla “2026 yılında bütün nafakalar zorunlu olarak TÜFE oranında artar” veya “her durumda ÜFE uygulanır” demek doğru değildir. Öncelikle mevcut ilam veya protokoldeki artış hükmüne bakılmalı; yeni bir artış oranı talep ediliyorsa tarafların ekonomik koşulları ve somut olay değerlendirilmelidir.
Nafaka Ne Kadar Artırılabilir?
Nafaka artırım davalarında herkese uygulanabilecek sabit bir yüzde veya hesaplama formülü bulunmamaktadır.
Mahkeme nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını, borçlunun ödeme gücünü, önceki nafakanın miktarını, aradan geçen zamanı, paranın alım gücünü ve varsa çocuğun ihtiyaçlarını değerlendirir.
Bu nedenle örneğin yıllık enflasyon oranının belirli bir yüzde olması, nafakanın mutlaka aynı yüzde oranında artırılacağı anlamına gelmez. Somut koşullara göre daha düşük veya daha yüksek bir artış gündeme gelebilir.
Nafaka Yükümlüsünün Gelirinin Artması Nafakayı Artırır mı?
Nafaka yükümlüsünün mali gücünün önceki karara göre belirgin biçimde yükselmesi artırım değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Maaş artışı, terfi, ticari kazanç, yeni malvarlığı veya diğer düzenli gelirler ekonomik kapasitenin tespitinde önem taşıyabilir. Ancak borçlunun gelirinin belirli oranda artması nafakanın otomatik olarak aynı oranda artırılacağı anlamına gelmez.
Özellikle iştirak nafakasında çocuğun ihtiyaçları ile her iki ebeveynin ödeme güçleri birlikte değerlendirilir.
Nafaka Yükümlüsünün Geliri Azalırsa veya İşsiz Kalırsa Ne Olur?
Gelirin azalması veya işsizlik nafaka borcunu kendiliğinden sona erdirmez.
Mahkeme işsizliğin geçici veya kalıcı olup olmadığını, kişinin çalışma kapasitesini, malvarlığını, diğer gelirlerini ve yaşam standardını değerlendirebilir. Çocuk lehine iştirak nafakasında çocuğun devam eden bakım ve eğitim giderleri de göz önünde bulundurulur.
Gelirdeki ciddi ve kalıcı azalma bazı durumlarda nafakanın artırılmamasına veya ayrı bir azaltma talebine dayanak olabilir.
Çocuğun Büyümesi İştirak Nafakasının Artırılması Sebebi midir?
Çocuğun büyümesi iştirak nafakasında önemli bir değişiklik sebebidir.
Çocuk büyüdükçe beslenme, giyim, ulaşım, eğitim, sağlık ve sosyal yaşam giderleri de değişebilir. Anaokulundan ilkokula, ortaokula, liseye veya farklı bir eğitim düzenine geçilmesi mali ihtiyaçlarda ciddi değişiklik yaratabilir.
TMK m.330 gereğince nafaka miktarı belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri birlikte dikkate alınmalıdır.
Özel Okul, Servis ve Sağlık Giderleri Nafakaya Dahil midir?
2026 yılında verilen önemli bir Yargıtay kararı bu konuda ayrıntılı değerlendirme içermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.06.2026 tarihli 2025/8708 E., 2026/6569 K. sayılı kararında, anlaşmalı boşanma protokolünde babanın çocuğun özel okul, servis, kıyafet ve sağlık sigortası giderlerini karşılayacağı; bu nedenle ayrıca nakit iştirak nafakası ödemeyeceği kararlaştırılmıştı.
Yargıtay; okul ücreti, kıyafet masrafları, sağlık sigortası ve eğitim giderlerinin çocuğun iştirak nafakası kapsamında değerlendirilmesi gereken ihtiyaçlardan olduğunu belirtti. Mahkemenin tarafların güncel ekonomik durumlarını, çocuğun yaşını ve eğitim koşullarını, gerçek ve belgelendirilebilir eğitim giderlerini araştırması; bütün bu kalemleri birlikte değerlendirerek infazda tereddüt yaratmayacak uygun bir iştirak nafakası belirlemesi gerektiğine karar verdi.
Bu karar, protokolde “okul parasını öder, ayrıca nafaka ödemez” şeklinde bir düzenleme bulunmasının çocuğun değişen ihtiyaçları karşısında konunun sonsuza kadar kapandığı anlamına gelmediğini göstermektedir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Sonra Nafaka Artırılabilir mi?
Evet, koşullarına göre artırılabilir.
Anlaşmalı boşanma protokolü mahkemece uygun bulunup hükme geçirildikten sonra tarafları bağlar. Ancak nafaka gibi zaman içerisinde değişebilen edimlerde kanunun tanıdığı uyarlama ve artırım imkânı tamamen ortadan kalkmayabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.04.2026 tarihli 2026/2058 E., 2026/4169 K. sayılı kararında, protokoldeki 12. maddeye dayanılarak yoksulluk ve iştirak nafakalarının daha sonra artırılamayacağı yönündeki değerlendirme kabul edilmemiş; söz konusu protokol hükmünün ileride nafaka artırım davası açılmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
Protokolde Feragat Varsa Sonradan Yoksulluk Nafakası İstenebilir mi?
Burada iki durumun birbirinden ayrılması gerekir.
Birincisi, boşanma sırasında yoksulluk nafakasından tamamen ve açıkça feragat edilmesidir. Yargıtay'ın eski tarihli içtihadında, protokolle ileride doğacak yoksulluk nafakası hakkından açıkça feragat eden kişinin daha sonra yoksulluk nafakası talep edemeyeceği kabul edilmiştir.
İkincisi ise zaten hükmedilmiş ve ödenmekte olan yoksulluk nafakasının gelecekte değişen koşullara göre artırılmasıdır. 2026/4169 sayılı karar bu ikinci durumda genel nitelikteki protokol hükümlerinin artırım davasını otomatik olarak engellemediğini göstermektedir.
Bu nedenle “protokolde feragat yazıyor” ifadesi tek başına yeterli değildir. Feragatin hangi hakka ilişkin olduğu, nafakanın daha önce hükmedilip hükmedilmediği ve protokolün tam metni birlikte incelenmelidir.
İştirak Nafakasından Protokolle Feragat Edilebilir mi?
İştirak nafakası yalnız anne veya babanın şahsi menfaatine ilişkin bir ödeme değildir; çocuğun bakım ve eğitim hakkıyla doğrudan bağlantılıdır.
Nitekim 2026/6569 sayılı kararda anlaşmalı boşanma protokolünde tarafların iştirak nafakası talebinden feragat ettiğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen Yargıtay, çocuğun üstün yararını esas alarak iştirak nafakasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu nedenle anne ve babanın protokolde yaptığı düzenleme çocuğun sonradan ortaya çıkan ve korunması gereken ihtiyaçlarının değerlendirilmesine mutlak engel oluşturmaz.
Nafaka Artırım Davası Açmak İçin Bir Yıl Beklemek Gerekir mi?
Hayır. Kanunda nafaka artırım davasının açılması için mutlaka bir yıl veya başka sabit bir sürenin geçmesini öngören genel bir kural bulunmamaktadır.
Önemli olan önceki karar sonrasında artırım yapılmasını gerektiren koşulların ortaya çıkmış olmasıdır.
Önceki nafaka kararından çok kısa süre sonra yeni dava açılması hâlinde ise mahkeme, önceki karardan sonra hangi yeni ekonomik veya fiili değişikliğin meydana geldiğini özellikle değerlendirecektir.
Artırılan Nafaka Hangi Tarihten İtibaren Geçerli Olur?
Ayrı nafaka artırım davasında artırılan nafakaya kural olarak davanın açıldığı tarihten itibaren hükmedilir.
Bu nedenle artırım kararının verildiği veya kesinleştiği tarih değil, artırım davasının açıldığı tarih önemlidir. Dava açılmadan önceki dönemler için geriye dönük olarak daha yüksek nafaka belirlenmesi kural değildir.
Bu konu, gelecek yıllar için belirlenen yıllık TÜFE veya ÜFE artışının başlangıcıyla karıştırılmamalıdır.
Gelecek Yıllardaki ÜFE veya TÜFE Artışı Ne Zaman Başlar?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.06.2026 tarihli 2025/10820 E., 2026/5696 K. sayılı kararı bu ayrımı açıkça göstermektedir.
Somut olayda iştirak nafakasına her yıl ÜFE oranında artış uygulanmasına karar verilmiş ancak Bölge Adliye Mahkemesi artışın İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden itibaren başlamasını öngörmüştü.
Yargıtay bu başlangıcı düzelterek, iştirak nafakasına uygulanacak yıllık ÜFE artışının boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlanarak uygulanması gerektiğine karar vermiştir.
Dolayısıyla “artırılmış nafaka dava tarihinden itibaren uygulanır” ilkesi ile “gelecek yıllara ilişkin periyodik endeks artışının hangi yılda başlayacağı” birbirinden farklı meselelerdir.
Gelecek Yıllar İçin Artış Oranı Talep Edilebilir mi?
Evet.
TMK m.176/5 ve m.330 kapsamında, istem bulunması hâlinde mahkeme nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda veya hangi ölçüte göre ödeneceğini karara bağlayabilir.
Bu nedenle nafaka artırım davasında yalnız güncel aylık miktarın artırılması değil, şartları varsa gelecek yıllarda uygulanacak artış oranının da açıkça talep edilmesi önemlidir.
Mahkeme Yıllık Artış Talebi Hakkında Karar Vermek Zorunda mı?
Taraf gelecek yıllar için açık bir artış oranı talep etmişse mahkeme bu talebi cevapsız bırakamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.03.2026 tarihli 2025/5610 E., 2026/3072 K. sayılı kararında, nafakaya yıllık ÜFE artışı uygulanması açıkça talep edildiği hâlde bu istem hakkında olumlu veya olumsuz hüküm kurulmaması bozma nedeni kabul edilmiştir.
Bu nedenle dava dilekçesindeki talep sonucu hazırlanırken yalnız aylık tutarın değil, gelecek yıllara ilişkin artış talebinin de açık biçimde kurulması önemlidir.
Mahkeme Tarafların Gerçek Gelirini Nasıl Araştırır?
Nafaka davalarında yalnızca tarafların “aylık gelirim şu kadar” şeklindeki beyanlarıyla yetinilmesi her zaman yeterli değildir.
Mahkeme somut olayın özelliklerine göre SGK ve çalışma kayıtlarını, güncel ücretleri, tapu ve araç kayıtlarını, ticari faaliyetleri, şirket ortaklıklarını, kira ve diğer gelirleri ve tarafların fiili ekonomik durumlarını araştırabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.01.2026 tarihli 2025/5655 E., 2026/57 K. sayılı kararında, yoksulluk nafakası bakımından tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının etraflıca araştırılması; çalışıyorlarsa güncel maaşlarının, nafaka talep eden kişinin gelirinin düzenli ve sürekli olup olmadığının ve kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Aynı yaklaşım artırım davasında da gerçek ödeme gücünün belirlenmesi bakımından önem taşır.
Nafaka Artırım Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Somut olayın özelliklerine göre maaş bordroları ve SGK kayıtları, vergi ve ticari faaliyet kayıtları, tapu ve araç kayıtları, okul ve servis faturaları, kurs ve eğitim belgeleri, sağlık harcamaları, kira ve yaşam giderleri, banka ve gelir kayıtları ile hukuka uygun diğer deliller önem taşıyabilir.
Özellikle iştirak nafakası artırımında çocuğun güncel okul, servis, sağlık ve diğer giderlerinin mümkün olduğunca belgelenmesi talebin somutlaştırılmasını sağlar.
Nafaka Alan Eş Çalışmaya Başlarsa Artırım Talebi Ne Olur?
Nafaka alan kişinin çalışmaya başlaması tek başına her durumda nafakanın artırılamayacağı veya mevcut nafakanın kalkacağı anlamına gelmez.
Yoksulluk nafakası bakımından kişinin gelirinin miktarı, sürekliliği ve bu gelirin yoksulluğu ortadan kaldırıp kaldırmadığı incelenir.
Nafakanın tamamen sona ermesi veya azaltılması ise ayrı hukuki koşullara bağlıdır. Bu konunun ayrıntıları için Nafakanın Kaldırılması Davası başlıklı incelememize bakılabilir.
Ergin Çocuğun Nafakası Nasıl Değerlendirilir?
Ana ve babanın bakım borcu kural olarak çocuğun erginliğine kadar devam eder.
Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa TMK m.328/2 kapsamında ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.
Ancak erginlikten sonra velayete bağlı iştirak nafakasının aynen devam ettiği kabul edilmez. Koşulları varsa ergin çocuk kendi adına yardım nafakası talep eder.
Nafaka Artırım Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Nafaka artırım davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatıyla görülür.
Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında TMK m.177, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kabul etmektedir.
Somut uyuşmazlığın niteliğine göre genel yetki kurallarının da ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Nafaka Artırım Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Nafaka artırım davası açılmadan önce dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmemektedir.
Nafaka uyuşmazlıkları aile hukukundan kaynaklandığından mevcut dava şartı arabuluculuk düzenlemelerinin kapsamında değildir. Tarafların kendi aralarında anlaşmaları mümkün olmakla birlikte dava açmanın ön şartı arabuluculuk değildir.
31 Temmuz 2026 Sonrasında Nafaka Talebi Yargılama Sırasında Artırılabilir mi?
Bu konuda 2026 yılında önemli bir usul değişikliği yapılmıştır.
HMK m.107'de düzenlenen belirsiz alacak davası, 7589 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldırılma tarihinden önce açılmış davalar bakımından eski düzenleme uygulanmaya devam eder; ancak 31 Temmuz 2026 sonrasında açılacak yeni davalar HMK m.107'ye dayanılarak belirsiz alacak davası şeklinde açılamaz.
Aynı Kanunla HMK m.109'a eklenen dördüncü fıkraya göre, alacağın yalnız bir kısmı dava edilmişse talep konusu aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere ve tahkikatın sona ermesine kadar, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabilir.
Bu nedenle 31 Temmuz 2026 öncesinde verilmiş ve belirsiz alacak davası veya eski talep artırma sistemine dayanan Yargıtay kararları yeni açılacak davalara usul yönünden aynen aktarılmamalıdır. Nafaka talebinin tam eda veya kısmi dava olarak nasıl kurulacağı somut dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Nafaka Artırım Davasında Kanun Yolu Nasıl Belirlenir?
Nafaka davalarında istinaf ve temyiz bakımından parasal kesinlik sınırı önem taşır.
Yargıtay uygulamasında nafakaya ilişkin kanun yolu değerlendirmesinde uyuşmazlık konusu bir yıllık toplam miktar dikkate alınmaktadır. Nafaka artırım davalarında ise kanun yolu konusu bakımından hüküm altına alınan veya tartışmalı yıllık artış miktarının önemi bulunmaktadır.
Parasal sınırlar yıllara ve yeni usul düzenlemelerine göre değişebildiğinden, kanun yoluna başvurulacak tarihte yürürlükteki HMK hükümleri ve ilgili geçiş kuralları ayrıca kontrol edilmelidir.
Nafaka Artırım Kararı Kesinleşmeden İcra Edilebilir mi?
Bağımsız nafaka artırım davasında verilen kararlar bakımından kanun yoluna başvurulması kural olarak kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz.
Ancak ilk kez boşanma hükmüyle doğan iştirak veya yoksulluk nafakası ile daha önce kesinleşmiş bir nafakanın ayrı dava sonucunda artırılması birbirinden ayrılmalıdır. Boşanma hükmünün kesinleşmesinin nafakanın başlangıcına etkisi bulunan durumlarda bu husus ayrıca dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle icra edilebilirlik değerlendirmesi yapılırken kararın hangi nafaka türüne ve hangi davaya ilişkin olduğu önem taşır.
Nafaka Artırım Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
Nafaka artırım davalarında yalnızca “enflasyon arttı” demekle yetinmek, tarafların gerçek gelir ve malvarlığı durumunu araştırmamak, çocuğun güncel eğitim ve yaşam giderlerini belgelememek, mevcut protokol veya mahkeme kararındaki yıllık artış kaydını kontrol etmemek, artırılan nafakanın başlangıç tarihi ile gelecek yıllardaki endeks artışının başlangıcını birbirine karıştırmak, gelecek yıllar için artış talebini açıkça ileri sürmemek ve 31 Temmuz 2026'dan sonra yürürlükten kaldırılmış HMK m.107'ye göre dava kurgulamak hak kaybı riskine yol açabilir.
Sık Sorulan Sorular
Nafaka her yıl otomatik olarak artar mı?
Hayır. Mahkeme kararında veya mahkemece onaylanan protokolde gelecek yıllara ilişkin artış hükmü yoksa bütün nafakaları kendiliğinden belirli bir oranda artıran genel bir kanun hükmü bulunmamaktadır.
Nafaka artırım davası için bir yıl beklemek zorunlu mu?
Hayır. Kanunda sabit bir bekleme süresi yoktur. Ancak önceki karardan sonra artırım yapılmasını gerektiren yeni koşulların bulunması gerekir.
2026 yılında nafaka TÜFE oranında mı artar?
Her durumda değil. Kanun tek bir zorunlu TÜFE veya ÜFE oranı belirlememektedir. Mevcut karar veya protokoldeki düzenleme ve somut olayın ekonomik koşulları önemlidir.
Çocuğun özel okula başlaması nafakayı artırabilir mi?
Evet, değerlendirmeye alınabilir. Ancak yalnız okul ücreti değil, çocuğun tüm ihtiyaçları ve ebeveynlerin ödeme güçleri birlikte incelenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/6569 sayılı kararı bu konuda güncel ve önemli bir örnektir.
Anlaşmalı boşanmış olmak nafakanın artırılmasına engel mi?
Tek başına engel değildir. Protokolün içeriği önemlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/4169 sayılı kararında somut protokol hükmünün daha sonra yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılması davası açılmasını engellemediği kabul edilmiştir.
Protokolde yıllık artış oranı varsa yeniden dava açılabilir mi?
Şartların daha sonra değişmesi hâlinde mümkün olabilir. Önceki yıllık artış hükmü, yeni koşullar nedeniyle nafakanın yeniden belirlenmesine mutlak engel değildir.
Nafaka alan eş çalışmaya başlarsa nafaka kesin olarak kalkar mı?
Hayır. Gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığı ve kişiyi yoksulluktan çıkaracak düzeye ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilir. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması ayrıca kendi koşullarına tabidir.
18 yaşını geçen üniversite öğrencisinin iştirak nafakası devam eder mi?
İştirak nafakası velayete bağlı olarak kural olarak erginlikle sona erer. Eğitimi devam eden ergin çocuk koşulları bulunuyorsa kendi adına yardım nafakası talep edebilir.
Sonuç
Nafaka, karar tarihindeki ekonomik koşullardan bağımsız ve sonsuza kadar değişmeden kalan bir tutar değildir. Yoksulluk nafakasında tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyet; iştirak nafakasında ise özellikle çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri belirleyicidir.
2026 Yargıtay kararları özellikle anlaşmalı boşanma protokollerinin sonradan yapılacak nafaka artırım taleplerini her durumda engellemediğini, çocuğun okul ve sağlık giderlerinin iştirak nafakasından bağımsız düşünülmemesi gerektiğini, gelecek yıllara ilişkin artış oranı açıkça talep edilmişse mahkemenin bu konuda hüküm kurması gerektiğini ve yıllık endeks artışının başlangıç tarihinin doğru belirlenmesinin önemini göstermektedir.
Nafaka artırım davasında hangi nafaka türünün söz konusu olduğu, önceki karar veya protokolün içeriği, tarafların güncel ekonomik durumları, çocuğun gerçek ihtiyaçları ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi tarafların koşullarına, mevcut mahkeme kararına veya protokole ve yürürlükteki mevzuata göre değişebilir.