Ölüm Halinde Mal Rejiminin Tasfiyesi: Sağ Kalan Eşin Katılma Alacağı ve Miras Payı
Ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesi, sağ kalan eşin miras payının hesaplanmasından önce yapılması gereken ayrı bir hukuki işlemdir. Eşlerden birinin ölümüyle evlilik birliği sona erdiği gibi, Türk Medeni Kanunu m.225 uyarınca eşler arasındaki mal rejimi de ölüm tarihinde sona erer. Ancak bu, evlilik sırasında edinilen bütün malların doğrudan miras paylarına göre bölüşüleceği anlamına gelmez.
Önce eşlerin hangi mal rejimine tabi olduğu belirlenir; kişisel mallar ile edinilmiş mallar ayrılır; varsa değer artış payı, denkleştirme ve edinilmiş mallara eklenecek değerler hesaplanır; her iki eş yönünden artık değer bulunur ve karşılıklı katılma alacakları takas edilir. Sağ kalan eş lehine kalan mal rejimi alacağı terekenin borcu olarak dikkate alınır. Ancak bundan sonra kalan net tereke mirasçılar arasında miras paylarına göre paylaşılır.
Bu nedenle “eş öldüğünde malların yarısı otomatik olarak sağ kalan eşe, diğer yarısı çocuklara kalır” şeklindeki genel ifade hukuken doğru değildir. Mal rejimi tasfiyesi ile miras paylaşımı birbirinden farklıdır ve doğru sonuca ulaşmak için bu iki aşamanın sırası korunmalıdır.
Ölüm Halinde Mal Rejimi Ne Zaman Sona Erer?
TMK m.225'e göre mal rejimi eşlerden birinin ölümüyle sona erer. Ölüm halinde sona erme tarihi, eşin ölüm tarihidir.
Bu tarih özellikle şu nedenlerle önemlidir:
- Mal rejiminin hangi tarihte sona erdiği belirlenir.
- Hangi malvarlığı değerlerinin tasfiyeye dahil olacağı tespit edilir.
- Kişisel mal ve edinilmiş mal ayrımı bu tarihteki hukuki ve fiili duruma göre yapılır.
- TMK m.229 kapsamındaki son bir yıllık karşılıksız kazandırmalar bakımından geriye doğru süre hesabı yapılır.
- Ölüm nedeniyle doğan mal rejimi alacaklarında zamanaşımının başlangıcı belirlenir.
Mal rejiminin ölüm tarihinde sona ermesi ile malların parasal değerinin de mutlaka ölüm tarihine göre hesaplanması aynı şey değildir. Yargıtay'ın güncel uygulamasında, malın mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumu ve niteliği esas alınırken, mevcut edinilmiş malların sürüm değeri tasfiye tarihine, yani karar tarihine en yakın tarihe göre belirlenir.
Önce Mal Rejimi Tasfiyesi mi, Miras Paylaşımı mı Yapılır?
Önce mal rejimi tasfiyesi yapılır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre sağ kalan eşin mal rejiminden doğan katılma alacağı, değer artış payı veya koşulları varsa katkı payı alacağı, miras hakkından bağımsız bir şahsi alacaktır.
Sağ kalan eş lehine hesaplanan bu alacak, ölen eşin terekesinin borcu niteliğindedir. Bu nedenle tereke doğrudan miras paylarına bölünmeden önce mal rejimi alacağı dikkate alınır. Daha sonra kalan net tereke TMK m.499 ve diğer miras hükümlerine göre paylaşılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/6413 E., 2024/4536 K.; 2024/6370 E., 2024/6439 K. ve benzeri kararlarında ölüm nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile miras paylaşımının ayrı hukuki aşamalar olduğu açıkça vurgulanmaktadır.
Sağ Kalan Eş Hem Katılma Alacağı Hem Miras Payı Alabilir mi?
Evet. Bunlar farklı hukuki sebeplere dayanan iki ayrı haktır.
Katılma alacağı, eş olma ve edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanır. Miras payı ise mirasçılık sıfatından kaynaklanır.
Örneğin ölen eşin tasfiye sonunda sağ kalan eşe 2.000.000 TL katılma alacağı borcu bulunduğu belirlenmişse, bu tutar önce tereke borcu olarak değerlendirilir. Bundan sonra kalan net tereke üzerinde sağ kalan eşin miras payı ayrıca hesaplanır.
Çocuk Varsa Sağ Kalan Eşin Mal Rejimi Payı Değişir mi?
Çocuğun bulunması, yasal mal rejimindeki katılma oranını kendiliğinden değiştirmez. TMK m.236 uyarınca kural olarak her eş veya mirasçıları diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir ve karşılıklı alacaklar takas edilir.
Çocukların bulunması esas olarak miras payını etkiler. Sağ kalan eş altsoy ile birlikte mirasçıysa net terekenin dörtte birini miras payı olarak alır. Ancak bu oran, mal rejiminin tasfiyesinde doğan katılma alacağı oranı değildir.
Eşler geçerli bir mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılmada başka bir esas kararlaştırmışlarsa TMK m.237 ayrıca uygulanır. Böyle bir düzenleme eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoyunun saklı paylarını zedeleyemez.
Ölüm Halinde Tasfiye Yalnız Ölen Eşin Malları Üzerinden mi Yapılır?
Hayır. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi iki yönlüdür.
TMK m.236 açıkça her eşin veya mirasçılarının diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olduğunu ve alacakların takas edileceğini düzenler. Bu nedenle yalnız sağ kalan eşin ölen eşten ne kadar alacağı olduğuna bakılmaz. Sağ kalan eşin kendi edinilmiş malları nedeniyle ölen eş lehine doğmuş bir katılma alacağı varsa bu alacak da terekenin aktifine girer.
Basit bir örnekle:
- Ölen eşin net artık değeri 6.000.000 TL ise sağ kalan eşin kural olarak 3.000.000 TL katılma alacağı doğar.
- Sağ kalan eşin net artık değeri 2.000.000 TL ise ölen eş lehine 1.000.000 TL katılma alacağı doğar ve bu hak terekeye geçer.
- TMK m.236 gereğince karşılıklı alacaklar takas edildiğinde sağ kalan eş lehine 2.000.000 TL net katılma alacağı kalır.
Gerçek dosyada hesap çok daha ayrıntılı olabilir. Kişisel mallar, borçlar, denkleştirme, değer artış payı, TMK m.229 kapsamındaki eklenecek değerler ve daha önce yapılan ödemeler birlikte değerlendirilir.
Katılma Alacağı Nedir? Maddi Katkı İspatlamak Gerekir mi?
Katılma alacağı için sağ kalan eşin “bu ev alınırken ben de şu kadar para verdim” şeklinde doğrudan maddi katkı ispatlaması gerekmez.
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin kanundan doğan sonucudur. Artık değer hesaplandıktan sonra, kural olarak diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkı doğar.
Bu nedenle katılma alacağı ile değer artış payı veya 2002 öncesi katkı payı birbirine karıştırılmamalıdır.
Katılma Alacağı, Değer Artış Payı ve Katkı Payı Arasındaki Fark Nedir?
1. Katılma Alacağı
TMK m.236'ya dayanır. Edinilmiş malların artık değeri üzerinden doğar. Eşin ayrıca fiili parasal katkı sağladığını ispatlaması aranmaz.
2. Değer Artış Payı
TMK m.227'ye dayanır. Bir eş, diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına uygun bir karşılık almadan katkıda bulunmuşsa değer artış payı gündeme gelebilir. Burada katkının varlığı ve hukuki niteliği önemlidir.
3. 01.01.2002 Öncesi Katkı Payı
01.01.2002'den önce yasal rejim kural olarak mal ayrılığıydı. Bu dönemde edinilen mallar bakımından bugünkü anlamda otomatik katılma alacağı bulunmaz. Diğer eşin katkı payı isteyebilmesi için malın edinimine fiili katkısını ispatlaması gerekir.
01.01.2002 Öncesi ve Sonrası Mallar Nasıl Ayrılır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce evlenmiş ve başka bir mal rejimi seçmemiş eşlerde, kural olarak:
- 01.01.2002 öncesi dönem için eski yasal mal ayrılığı rejimi,
- 01.01.2002 ve sonrası için edinilmiş mallara katılma rejimi
uygulanır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.02.2026 tarihli, 2025/2244 E., 2026/2269 K. sayılı kararı da 01.01.2002 öncesindeki dönem ile sonraki dönemin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini yeniden vurgulamaktadır.
Bu ayrım özellikle uzun evliliklerde, kooperatif ödemelerinde, konut kredilerinde, şirket ortaklıklarında ve taksitle edinilmiş taşınmazlarda önemlidir.
Evlilikten Önce Alınan Evin Kredisi Evlilikte Ödendiyse Ne Olur?
Evlilikten önce edinilmiş bir taşınmaz kural olarak kişisel maldır. Ancak bu taşınmazın kredi veya taksitlerinin evlilik içinde edinilmiş mallardan karşılanması halinde kişisel mal ile edinilmiş mal grubu arasında denkleştirme gündeme gelebilir.
Bu nedenle “evlilikten önce alındı, eşin hiçbir hakkı yoktur” demek her dosyada doğru değildir. Satın alma tarihi, kredi sözleşmesi, peşinatın kaynağı, evlilik içinde yapılan taksitler ve varsa kişisel mal katkıları ayrı ayrı incelenmelidir.
Miras veya Bağış Yoluyla Gelen Mallar Tasfiyeye Girer mi?
Miras veya karşılıksız kazandırma yoluyla edinilen ana mal kural olarak kişisel maldır. Örneğin bir eşe anne veya babasından miras kalan taşınmazın kendisi kural olarak katılma alacağı hesabına doğrudan edinilmiş mal olarak girmez.
Ancak önemli bir ayrım vardır: kişisel malların gelirleri TMK m.219 gereğince kural olarak edinilmiş maldır.
Bu nedenle:
- miras kalan ev kişisel mal olabilir,
- ancak evlilik içinde elde edilen kira gelirleri kural olarak edinilmiş mal olabilir;
- kişisel mal niteliğindeki şirket hissesinin kendisi tasfiye dışında kalabilir,
- ancak hissenin temettü ve diğer gelirleri ayrıca değerlendirilir.
Eşler TMK m.221 kapsamında yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin de kişisel mal sayılacağını kararlaştırabilirler.
Şirket Hisseleri Ölüm Halinde Mal Rejimi Tasfiyesine Girer mi?
Şirket hisselerinde tek bir genel cevap yoktur. Hissenin ne zaman ve hangi kaynakla edinildiği, 01.01.2002 öncesi veya sonrasındaki sermaye artırımları, temettüler ve şirket içinde bırakılan kârların niteliği araştırılmalıdır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2015/16775 E., 2017/6143 K. sayılı kararında kişisel mal niteliğindeki şirket hissesinin kendisi ile bu hisseden doğan gelirler birbirinden ayrılmış; şirket kâr payının ödenip ödenmediği, ödenmişse mevcut olup olmadığı veya yatırıma dönüşüp dönüşmediğinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/10024 E., 2026/2577 K. sayılı güncel kararında da 01.01.2002 sonrasında evlilik birliği içinde yapılan şirket sermaye artışlarının kaynağının değerlendirilmesi gerektiği; aksi ispatlanmadığında edinilmiş maldan karşılandığı kabul edilerek değer artış payı veya katılma alacağı hesabı yapılabileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle şirket hissesi bulunan dosyalarda çoğu zaman şirket ve vergi kayıtlarıyla birlikte mali müşavir veya finans bilirkişisi incelemesi gerekir.
Eş Ölmeden Önce Mallarını Başkasına Devrettiyse Ne Olur?
Ölümden önce yapılan her devir tasfiye dışında kalmaz. TMK m.229, belirli kazandırma ve devirlerin mal rejimi sona erdiği anda mevcutmuş gibi hesaba eklenmesini düzenler.
İki temel grup vardır:
- Son bir yıl içindeki karşılıksız kazandırmalar: Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan ve olağan hediye niteliğinde olmayan karşılıksız kazandırmalar.
- Katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler: Mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltma amacı taşıyan devirler. Bu grupta bir yıllık süre sınırı yoktur; azaltma kastı somut delillerle değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli, 2025/435 E., 2026/795 K. sayılı kararında bir taşınmaz hissesinin üçüncü kişiye devredildikten kısa süre sonra devreden eşin babasına geçmesi, hayatın olağan akışı ve taraflar arasındaki uyuşmazlık birlikte değerlendirilerek TMK m.229 kapsamında eklenecek değer kabul edilmiştir.
Bu karar boşanma nedeniyle tasfiye dosyasına ilişkindir; ancak TMK m.229'da açıklanan eklenecek değer ilkesi ölüm nedeniyle tasfiyede de aynı kanuni sistem içinde uygulanır.
Mal Üçüncü Kişiye Devredildiyse Üçüncü Kişiye Dava Açılabilir mi?
TMK m.241 özel bir üçüncü kişi sorumluluğu düzenler.
Tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamıyorsa, alacaklı eş veya mirasçıları edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere başvurabilir.
Ancak üçüncü kişinin sorumluluğu sınırsız değildir. Talep, eksik kalan katılma alacağı miktarıyla sınırlıdır.
Bu dava için hak düşürücü süre de vardır: hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl.
Üçüncü kişiye karşı TMK m.241 davası, eşe veya terekeye karşı mal rejimi alacağı davasından usulen ayrı değerlendirilmesi gereken bir taleptir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararlarında da üçüncü kişinin doğrudan “dahili davalı” yapılması yerine TMK m.241 şartlarının ve taraf sıfatının ayrıca kurulması gerektiği vurgulanmıştır.
Ölüm Halinde Mallar Hangi Tarihteki Değer Üzerinden Hesaplanır?
Burada iki tarih birbirinden ayrılmalıdır:
1. Malın durumu ve niteliği: Mal rejiminin sona erdiği ölüm tarihindeki durum esas alınır.
2. Mevcut edinilmiş malın sürüm değeri: TMK m.235 ve Yargıtay uygulamasına göre tasfiye, yani karar tarihine en yakın güncel sürüm değeri esas alınır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.02.2026 tarihli, 2025/2543 E., 2026/2267 K. sayılı kararı ölüm nedeniyle mal rejiminin tasfiyesinde bu ayrımı açıkça uygulamıştır. Karar tarihinden uzun süre önce alınmış değerleme raporuyla hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Bozma veya BAM kaldırma kararı sonrasında önceki bilirkişi değerleri güncelliğini kaybetmişse yeni karar tarihine en yakın rayiç değer alınmalıdır. Yargıtay'ın 2023/6791 E., 2023/4586 K. ve 2026 tarihli kararlarında bu yaklaşım sürdürülmektedir.
Not: TMK m.229 kapsamında hesaba eklenecek değerlerde ise TMK m.235/2 gereğince devrin yapıldığı tarih ayrıca esas alınır. Bu nedenle her tasfiye kalemi aynı tarih formülüyle hesaplanmaz.
Katılma Alacağına Faiz Hangi Tarihten İşler?
TMK m.239/3'e göre aksine anlaşma yoksa katılma alacağına ve değer artış payına tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür.
Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi kural olarak karar tarihidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.03.2026 tarihli, 2025/10024 E., 2026/2577 K. sayılı kararında da katılma alacağına karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla ölüm tarihi, mal rejiminin sona erme tarihidir; fakat bu tarih kural olarak katılma alacağı faizinin otomatik başlangıç tarihi değildir.
Ölüm Halinde Mal Rejimi Tasfiyesi İçin Zamanaşımı Ne Kadardır?
Ölüm nedeniyle sona eren mal rejiminden kaynaklanan katılma ve değer artış payı alacaklarında, Yargıtay uygulamasında TBK m.146'daki 10 yıllık genel zamanaşımı uygulanmaktadır.
TMK m.178'deki süre boşanma nedeniyle doğan dava haklarına ilişkindir. Ölüm, boşanma olmadığından bu hüküm ölüm nedeniyle tasfiyeye uygulanmaz.
Yargıtay'ın ölümle sona eren edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin kararlarında 10 yıllık sürenin ölüm tarihinden itibaren başladığı kabul edilmektedir.
Bununla birlikte TMK m.241 uyarınca üçüncü kişiye karşı açılacak davanın farklı ve daha kısa hak düşürücü süreleri bulunduğu unutulmamalıdır.
Mirası Reddeden Eş Katılma Alacağı İsteyebilir mi?
Evet. Mirasın reddi ile mal rejiminden doğan alacaktan vazgeçme aynı şey değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16.12.2019 tarihli, 2019/5848 E., 2019/11381 K. sayılı kararında sağ kalan eşin mirastan feragat, mirası ret, mirastan çıkarılma veya mirastan yoksunluk gibi nedenlerle mirasçılık sıfatı sona erse bile yasal mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağını isteyebileceği açıkça kabul edilmiştir.
Sağ kalan eş mirasçı sıfatını koruyorsa, mirasçılar arasında görülen davada kendi miras payı ölçüsünde alacaklı ve borçlu sıfatı kısmen birleşebilir. Güncel Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararları bu durumda diğer mirasçıların sorumlu oldukları tutarın miras payları gözetilerek hüküm fıkrasında gösterilmesini istemektedir.
Sağ kalan eş mirası reddetmiş veya mirasçı değilse bu birleşme gerçekleşmez; sağ kalan eş mal rejimi alacağı yönünden terekenin alacaklısı olarak hareket eder ve kabul eden mirasçıların tereke borçlarına ilişkin sorumluluğu miras hukuku hükümlerine göre değerlendirilir.
Ölümden Sonra Aile Konutu Sağ Kalan Eşe Verilebilir mi?
Evet; ancak iki ayrı kanuni yol birbirine karıştırılmamalıdır: TMK m.240 ve TMK m.652.
TMK m.240: Mal Rejimi Tasfiyesi Kapsamındaki Hak
Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmek için ölen eşe ait ve birlikte yaşadıkları aile konutu üzerinde, katılma alacağına mahsup edilmek ve yetmezse bedel eklemek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebepler varsa intifa veya oturma hakkı yerine mülkiyet hakkı da tanınabilir. Ev eşyası bakımından da kanunda özel koruma bulunmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.02.2026 tarihli, 2025/2543 E., 2026/2267 K. sayılı kararı doğrudan ölüm nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ve TMK m.240 talebine ilişkindir. Karar, aile konutunun güncel değerinin tasfiye hesabıyla uyumlu biçimde belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Katılma alacağı aile konutunun değerini karşılamıyorsa, mülkiyet tanınması için aradaki bedelin tamamlanması gerekir. Uygulamada bedel farkının depo edilmesi ve koşulsuz tescile elverişli hüküm kurulması önemlidir.
TMK m.652: Miras Payına Mahsuben Özgüleme
TMK m.652 ise miras hukukuna ilişkindir. Tereke malları arasında eşlerin birlikte yaşadığı konut veya ev eşyası varsa sağ kalan eş bunların miras payına mahsuben kendisine özgülenmesini isteyebilir.
Dolayısıyla TMK m.240'ta mahsup edilen hak katılma alacağı iken, TMK m.652'de mahsup edilen hak miras payıdır. Bu iki düzenlemenin dayanağı, hesabı ve görevli mahkemesi aynı değildir.
Mal Rejimi Sözleşmesi Ölümle Geçerliliğini Kaybeder mi?
Hayır. “Mal rejimi sözleşmesi ölümle geçerliliğini tamamen yitirir” şeklindeki genel ifade doğru değildir.
Eşlerin seçtiği mal rejimi ve geçerli mal rejimi sözleşmesinde yer alan hükümler, ölüm nedeniyle yapılacak tasfiyede dikkate alınabilir.
Örneğin eşler TMK m.221 kapsamında kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını kararlaştırabilir veya TMK m.237 çerçevesinde artık değere katılmada yasal yarı yarıya oran dışında bir esas kabul edebilirler. Ancak özellikle ölüm halinde ortak olmayan çocukların ve onların altsoyunun saklı paylarını koruyan sınırlamalar gözetilmelidir.
Mal rejimi sözleşmesinin kapsamı hakkında ayrıntılı bilgi için Mal Rejimi ve Evlilik Sözleşmesi başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerden Biri Ölürse Mal Rejimi Ne Olur?
Boşanma kararı kesinleşmeden eşlerden biri ölürse evlilik boşanmayla değil, ölümle sona erer. Bu durumda mal rejiminin sona erme nedeni de kural olarak ölüm olur ve tasfiye bakımından ölüm tarihi esas alınır.
TMK m.181/2 uyarınca ölen eşin mirasçılarından biri boşanma davasına kusur tespiti yönünden devam edebilir. Sağ kalan eşin kusurlu olduğunun tespit edilmesi, koşulları varsa onun mirasçılık sıfatını kaybetmesine yol açabilir.
Ancak mirasçılık hakkı ile katılma alacağı aynı hak değildir. TMK m.181/2, mal rejimi alacağını ayrıca ortadan kaldıran açık bir hüküm içermemektedir.
TMK m.236/2 ise zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkime kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını azaltma veya kaldırma yetkisi verir. Boşanma davası sürerken ölüm gerçekleştiğinde evlilik ölümle sona erdiğinden, bu hükmün ölüm olayına kıyasen uygulanıp uygulanamayacağı konusunda Eylül 2026 itibarıyla yerleşik bir Yargıtay 2. Hukuk Dairesi veya Hukuk Genel Kurulu içtihadı bulunmamaktadır.
2026 yılında yayımlanan güncel akademik çalışmalarda ağırlıklı olarak TMK m.181/2 nedeniyle mirasçılık hakkının kaybedilmesinin katılma alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı; TMK m.236/2'nin ise kanunun açık lafzı nedeniyle ölüm halinde doğrudan uygulanmasının tartışmalı olduğu belirtilmektedir.
Ölüm Halinde Mal Rejimi Tasfiyesi Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı ve değer artış payı davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
TMK m.214/1, mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesini özel yetkili mahkeme olarak düzenler. Yargıtay uygulamasında ölüm nedeniyle tasfiye davalarında bu yer esas alınmaktadır.
TMK m.652 kapsamında miras paylaşımına dayalı aile konutu özgüleme istemi ise mal rejimi tasfiyesinden farklıdır ve Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girer.
Ölüm Halinde Mal Rejimi Tasfiyesinde Arabuluculuk Zorunlu mu?
Eylül 2026 itibarıyla mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan aile hukuku alacakları bakımından dava şartı zorunlu arabuluculuk bulunmamaktadır.
Tarafların kendi aralarında veya ihtiyari arabuluculuk yoluyla anlaşmaları mümkündür; ancak dava açmadan önce zorunlu arabulucuya başvurma şartı yoktur.
2026'da Mal Rejimi Alacağı Davası Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılabilir mi?
Bu konuda 31 Temmuz 2026 tarihinde önemli bir usul değişikliği yürürlüğe girmiştir.
7589 sayılı Kanunla HMK m.107'de düzenlenen belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle 31.07.2026 ve sonrasında açılan yeni davalar artık HMK m.107'ye dayanılarak belirsiz alacak davası şeklinde açılamaz.
Alacağın tamamı dava tarihinde belirlenebiliyorsa tamamı talep edilebilir. Miktarın henüz tam belirlenemediği ve talebin bölünebilir olduğu durumlarda ise şartları varsa HMK m.109 kapsamında kısmi dava gündeme gelir.
Yeni HMK m.109/4'e göre alacağın yalnız bir kısmı dava edilmişse talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erene kadar artırılabilir. Artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır.
31.07.2026'dan önce açılmış belirsiz alacak davalarında ise geçiş hükmü gereğince eski HMK m.107 uygulanmaya devam eder.
Bu nedenle 2026 tarihli bazı Yargıtay kararlarında hâlen “belirsiz alacak davası” ifadesinin görülmesi, yeni davaların da aynı usulle açılabileceği anlamına gelmez; bu kararların önemli bir kısmı 31.07.2026'dan önce açılmış dosyalara ilişkindir.
Ölüm Halinde Mal Rejimi Tasfiyesinde Hangi Belgeler Önemlidir?
Dosyanın özelliklerine göre özellikle şu belgeler önem taşıyabilir:
- nüfus ve veraset kayıtları,
- evlenme ve ölüm tarihlerini gösteren kayıtlar,
- varsa mal rejimi veya evlilik sözleşmesi,
- tapu kayıtları ve taşınmazların edinme tarihleri,
- banka hesapları ve hesap hareketleri,
- kredi ve kooperatif ödeme belgeleri,
- şirket pay defteri, ticaret sicili, bilanço ve vergi kayıtları,
- miras ve bağış yoluyla edinilen malları gösteren belgeler,
- ölüm öncesi devir ve bağışlara ilişkin tapu/banka kayıtları,
- aile konutu iddiasına ilişkin ikamet ve kullanım delilleri,
- önceden yapılmış miras paylaşımı veya ödeme belgeleri.
Özellikle uzun süreli evliliklerde 01.01.2002 öncesi ve sonrası dönemin ayrılması gerektiğinden eski banka, kredi, kooperatif ve şirket kayıtları davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Ölüm Halinde Mal Rejimi Tasfiyesinde En Sık Yapılan Hatalar
- Mal rejimi tasfiyesi yapılmadan terekeyi doğrudan miras paylarına bölmek,
- Katılma alacağını miras payı ile aynı hak sanmak,
- Katılma alacağı için mutlaka maddi katkı ispatı gerektiğini düşünmek,
- Sağ kalan eşin edinilmiş mallarını hesaba katmayarak tasfiyeyi tek yönlü yapmak,
- 01.01.2002 öncesi ve sonrası dönemleri ayırmamak,
- Evlilikten önce alınan bir malın evlilikte ödenen kredi taksitlerini gözden kaçırmak,
- Miras veya bağış malının kendisi ile bu maldan elde edilen gelirleri aynı hukuki statüde kabul etmek,
- Ölümden önce üçüncü kişilere yapılan devirleri TMK m.229 yönünden incelememek,
- TMK m.241 üçüncü kişi davasındaki 1 ve 5 yıllık hak düşürücü süreleri kaçırmak,
- Malları yalnız ölüm tarihindeki parasal değerleriyle hesaplamak,
- Katılma alacağı faizini otomatik olarak ölüm tarihinden başlatmak,
- Mirasın reddinin katılma alacağından da feragat anlamına geldiğini sanmak,
- TMK m.240 ile TMK m.652 aile konutu haklarını birbirine karıştırmak,
- 31.07.2026'dan sonra yeni davayı eski HMK m.107 rejimine göre belirsiz alacak davası olarak açmak.
Sık Sorulan Sorular
Eşlerden biri ölürse evlilikte alınan malların yarısı sağ kalan eşe mi kalır?
Otomatik olarak değil. Önce her iki eş yönünden mal rejimi tasfiyesi yapılır, karşılıklı katılma ve diğer tasfiye alacakları hesaplanır. Sağ kalan eşin net mal rejimi alacağı tereke borcu olarak dikkate alındıktan sonra kalan tereke miras paylarına göre bölüşülür.
Sağ kalan eşin katılma alacağı için para verdiğini ispatlaması gerekir mi?
Kural olarak hayır. Katılma alacağı kanundan doğar. Maddi katkının ispatı TMK m.227 değer artış payı veya 01.01.2002 öncesi katkı payı gibi farklı taleplerde önem kazanır.
Evlilikten önce alınan ev mal paylaşımına girer mi?
Evlilikten önce edinilen ev kural olarak kişisel maldır. Ancak kredi veya taksitlerinin evlilik içindeki edinilmiş mallardan ödenmiş olması denkleştirme ve tasfiye hesabını etkileyebilir.
Miras kalan ev mal rejimi tasfiyesine girer mi?
Miras kalan ana mal kural olarak kişisel maldır. Ancak aksi mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırılmamışsa bu maldan evlilik içinde elde edilen kira ve benzeri gelirler edinilmiş mal niteliğinde olabilir.
Ölen eş mallarını çocuklarına veya üçüncü kişilere devrettiyse katılma alacağı biter mi?
Hayır. Devrin karşılıksız olup olmadığı, ölümden önceki bir yıllık dönemde yapılıp yapılmadığı veya diğer eşin katılma alacağını azaltma kastı taşıyıp taşımadığı TMK m.229 kapsamında incelenebilir. Şartları varsa TMK m.241 uyarınca üçüncü kişiye karşı da eksik kalan miktarla sınırlı dava gündeme gelebilir.
Sağ kalan eş mirası reddederse mal paylaşımı hakkını da kaybeder mi?
Hayır. Yargıtay uygulamasında mirasın reddi veya mirastan feragat, katılma alacağından ayrıca vazgeçilmediği sürece mal rejiminden doğan alacağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ölüm halinde mal paylaşımı davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
Katılma ve değer artış payı alacaklarında kural olarak ölüm tarihinden başlayan 10 yıllık genel zamanaşımı uygulanır. Ancak üçüncü kişiye karşı TMK m.241 davasında öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre vardır.
Katılma alacağına faiz ölüm tarihinden mi başlar?
Kural olarak hayır. TMK m.239/3 ve Yargıtay uygulaması uyarınca aksine anlaşma yoksa faiz tasfiyenin sona erdiği karar tarihinden itibaren yürür.
Sağ kalan eş aile konutunu kendi adına alabilir mi?
Şartları varsa evet. TMK m.240 kapsamında katılma alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı; haklı sebep varsa mülkiyet hakkı istenebilir. TMK m.652 ise miras payına mahsuben özgüleme sağlayan ayrı bir miras hukuku yoludur.
Boşanma davası sürerken eş ölürse katılma alacağı kaybolur mu?
Kural olarak katılma alacağı mirasçılık hakkından bağımsızdır. Boşanma kararı kesinleşmeden ölüm olmuşsa evlilik ölümle sona erer. TMK m.181/2 kusur tespiti sağ kalan eşin mirasçılığını etkileyebilir; ancak mal rejimi alacağını otomatik olarak ortadan kaldıran açık bir hüküm bulunmamaktadır. TMK m.236/2'nin bu durumda kıyasen uygulanması ise Eylül 2026 itibarıyla tartışmalıdır.
2026'da mal rejimi davası belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi?
31.07.2026'dan sonra açılan yeni davalarda HMK m.107 yürürlükte değildir. Miktarın tam belirlenemediği bölünebilir alacaklarda şartları varsa HMK m.109 kapsamında kısmi dava ve m.109/4'teki tek seferlik talep artırımı sistemi kullanılabilir. 31.07.2026'dan önce açılmış belirsiz alacak davaları ise eski rejimle devam eder.
2026 İtibarıyla Önemli Yargıtay Kararları
- Yargıtay 2. HD, 26.02.2026, 2025/2543 E., 2026/2267 K.: Ölüm nedeniyle mal rejimi tasfiyesi, güncel sürüm değeri ve TMK m.240 aile konutu talebi.
- Yargıtay 2. HD, 26.02.2026, 2025/2244 E., 2026/2269 K.: 01.01.2002 öncesi kişisel mal dönemi, sonraki dönem ve eski HMK m.107 rejiminde dava türü.
- Yargıtay 2. HD, 22.01.2026, 2025/435 E., 2026/795 K.: Katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerin TMK m.229 uyarınca eklenecek değer sayılması.
- Yargıtay 2. HD, 05.03.2026, 2025/10024 E., 2026/2577 K.: Güncel sürüm değeri, şirket sermaye artışları ve katılma alacağında faiz başlangıcı.
- Yargıtay 2. HD, 26.09.2024, 2024/6370 E., 2024/6439 K.: Ölüm sonrası yapılan ödemelerin mahsubu, mükerrer tahsilin önlenmesi ve mirasçılar arasındaki sorumluluk.
- Yargıtay 8. HD, 16.12.2019, 2019/5848 E., 2019/11381 K.: Mirasın reddi veya mirastan feragatin katılma alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaması.
Sonuç
Ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesi, miras paylaşımının içinde kaybolan bir hesap değildir. Önce eşler arasındaki mal rejimi sona erdirilip iki yönlü tasfiye yapılır; katılma alacağı, değer artış payı, varsa eski dönem katkı payı, denkleştirme ve eklenecek değerler belirlenir; karşılıklı alacaklar takas edilir. Sağ kalan eş lehine kalan alacak tereke borcu olarak dikkate alındıktan sonra kalan net tereke mirasçılar arasında paylaşılır.
Özellikle uzun evliliklerde 01.01.2002 öncesi ve sonrası dönem, evlilikten önce edinilen fakat evlilikte kredisi ödenen mallar, şirket hisseleri, miras ve bağış gelirleri, ölümden önce üçüncü kişilere yapılan devirler ve aile konutu talepleri hesaplamayı önemli ölçüde değiştirebilir.
2026 itibarıyla mal rejimi alacağı davalarında yalnız maddi hukuk değil, usul hukuku da güncellenmiştir. HMK m.107'nin 31.07.2026'da yürürlükten kaldırılması nedeniyle yeni davalarda dava türü ve HMK m.109/4 kapsamındaki tek seferlik talep artırımının zamanı özellikle dikkatle belirlenmelidir.
Boşanma nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi hakkında ayrıca Boşanmada Mal Paylaşımı başlıklı rehberimizi; mal rejimi sözleşmeleri hakkında Mal Rejimi ve Evlilik Sözleşmesi başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Ölüm halinde mal rejimi tasfiyesi; evlilik tarihi, malın edinilme ve ödeme tarihi, eşlerin seçtiği mal rejimi, mirasçılık yapısı, üçüncü kişilere yapılan devirler ve dosyadaki delillere göre değişebileceğinden somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.