Velayet Davası ve Velayetin Değiştirilmesi: Şartları ve Çocuğun Üstün Yararı
Velayet Davası ve Velayetin Değiştirilmesi 2026
Velayet davalarında temel mesele anne veya babadan hangisinin diğerinden daha haklı olduğu değil, çocuğun üstün yararının hangi düzenleme ile daha iyi korunacağıdır. Bu nedenle ebeveynlerin ekonomik gücü, boşanmadaki kusuru, yeniden evlenmesi veya kişisel talepleri tek başına velayet sonucunu belirlemez.
Mahkeme; çocuğun yaşı ve gelişimi, anne ve babayla ilişkisi, mevcut yaşam düzeni, eğitim ve sağlık durumu, sosyal çevresi, ebeveynlerin bakım kapasitesi, çocuğun görüşü ve gerektiğinde uzman incelemeleri gibi unsurları birlikte değerlendirir.
Daha önce verilmiş bir velayet kararı da mutlak ve değişmez değildir. Sonradan ortaya çıkan yeni koşullar çocuğun üstün yararının farklı bir düzenlemeyi gerektirdiğini gösteriyorsa velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir. TMK m.183; anne veya babanın yeniden evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların gerekli kılması hâlinde hâkimin resen veya ebeveynlerden birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceğini düzenlemektedir.
Velayet Nedir?
Velayet; ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsili başta olmak üzere anne ve babaya tanınmış hak ve yükümlülüklerin bütünüdür.
Türk Medeni Kanunu'na göre ergin olmayan çocuk kural olarak anne ve babasının velayeti altındadır. Evlilik devam ederken velayet birlikte kullanılır. Boşanma veya ayrılık hâlinde ise çocuğun kimin yanında kalacağı ve diğer ebeveynle kişisel ilişkisinin nasıl düzenleneceği mahkeme tarafından belirlenir.
Boşanma davası nasıl açılır? başlıklı yazımızda boşanma sırasında velayetin ilk kez düzenlenmesi ayrıca açıklanmıştır. Bu yazının esas konusu ise özellikle mevcut velayet kararının sonradan değiştirilmesidir.
Velayet Davasında Temel Ölçüt Nedir?
Velayet bakımından temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024–2026 dönemindeki kararlarında bu ilke istikrarlı biçimde korunmaktadır. DeJure içtihat raporunda 2024/5709, 2024/9804, 2024/4660, 2025/5614, 2025/9284, 2025/9293, 2025/9655, 2025/10217, 2025/8347 ve 2026/2454 sayılı kararlarda temel ilkenin doğrudan çocuğun üstün yararı olarak ifade edildiği görülmektedir.
Çocuğun üstün yararı değerlendirilirken amaç; bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin mümkün olan en iyi koşullarda sürdürülmesidir. Anne veya babanın kişisel menfaati ile çocuğun menfaati çatışıyorsa öncelik çocuğundur.
Velayetin Değiştirilmesi Davası Nedir?
Velayetin değiştirilmesi, daha önce bir mahkeme kararıyla anne veya babadan birine bırakılmış olan velayetin, sonradan değişen koşullar nedeniyle diğer ebeveyne verilmesidir.
Yalnızca diğer ebeveynin “çocuğa artık ben bakmak istiyorum” demesi yeterli değildir. Mevcut düzenlemeden sonra ortaya çıkan olayların çocuğun yaşamını, gelişimini veya güvenliğini etkileyerek velayetin yeniden değerlendirilmesini gerektirmesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.03.2026 tarihli 2025/7007 E., 2026/2454 K. sayılı kararında, temyiz aşamasında dahi çocuğun fiilen baba yanında yaşamaya başladığının bildirilmesi üzerine bu yeni durumun göz ardı edilemeyeceği kabul edilmiştir. Daire; çocuğun ve ebeveynlerin görüşlerinin alınmasını, gerektiğinde yeni inceleme yapılmasını ve tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik koşullarının yeniden değerlendirilmesini istemiştir.
Bu yaklaşım, velayetin kamu düzenine ilişkin olmasının doğal sonucudur: mahkeme yalnız dava açıldığı gündeki fotoğrafa bakmaz; yargılama sırasında değişen koşulları da dikkate alır.
Velayetin Değiştirilmesi ile Velayetin Kaldırılması Aynı Şey midir?
Hayır. Bunlar farklı hukuki kurumlardır.
Velayetin değiştirilmesinde velayet bir ebeveynden alınarak diğer ebeveyne verilir.
Velayetin kaldırılması ise çok daha ağır bir koruma tedbiridir. TMK m.348'e göre önce çocuğun korunmasına yönelik daha hafif önlemlerin sonuç vermemesi veya yetersiz kalacağının anlaşılması gerekir. Ebeveynin velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermeyip yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâlinde velayet kaldırılabilir. Her iki ebeveynden de kaldırılırsa çocuğa vasi atanır.
Yargıtay da koşullara göre velayet sahibinin değiştirilmesi ile velayetin tamamen kaldırılıp vasi atanmasını birbirinden ayırmaktadır. DeJure raporunda aktarılan 2. HD 30.11.2023 tarihli 2023/8381 E., 2023/5844 K. sayılı karar bu ayrımı açık biçimde göstermektedir.
Dolayısıyla günlük kullanımda geçen “velayetin nezi” ifadesiyle her velayet değişikliği aynı hukuki kategoriye sokulmamalıdır.
Velayetin Değiştirilmesi İçin Hangi Şartlar Aranır?
Kanunda tek tek sayılmış kapalı bir velayet değişikliği sebepleri listesi bulunmamaktadır. Temel soru, ortaya çıkan yeni durum nedeniyle mevcut velayet düzeninin çocuğun üstün yararını artık yeterince koruyup korumadığıdır.
Ebeveynin çocuğun bakımını ciddi biçimde ihmal etmesi, çocuğun uzun süre fiilen diğer ebeveyn veya üçüncü kişiler yanında yaşaması, sistematik biçimde kişisel ilişkiyi engellemesi, çocuğun güvenliğini tehlikeye atan davranışlar, şiddet, ağır bağımlılık sorunları, taşınma veya aile düzeninde yaşanan önemli değişiklikler somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye alınabilir.
Buna karşılık tek bir olayın veya ebeveynler arasındaki kişisel anlaşmazlığın otomatik olarak velayet değişikliğine yol açtığı söylenemez.
Anne veya Babanın Maddi Durumu Velayeti Belirler mi?
Daha fazla para kazanmak tek başına velayet hakkı sağlamaz.
Bir ebeveynin daha yüksek maaşa, daha büyük eve veya daha güçlü ekonomik imkânlara sahip olması çocuğun velayetinin mutlaka ona verilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Nitekim Yargıtay'ın güncel yaklaşımında ebeveynlerin gelirleri ve sosyal konumları ancak çocuğun üstün yararını etkiledikleri ölçüde önem taşır. 2026/4287 sayılı kararda da çocuğun üstün yararını değerlendirirken anne ve babanın boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları ve sosyal konumları gibi unsurların, ancak çocuğun yararını etkiledikleri ölçüde dikkate alınabileceği ifade edilmiştir.
Çocuğun maddi ihtiyaçlarına velayet sahibi olmayan ebeveynin katılımı ise ayrıca iştirak nafakası yoluyla sağlanabilir.
Boşanmada Kusurlu Olan Taraf Velayeti Kaybeder mi?
Boşanma davasındaki kusur ile velayet birbirinden farklı değerlendirmelerdir.
Eşine sadakatsiz davranan veya boşanmanın gerçekleşmesinde daha kusurlu kabul edilen ebeveyn sırf bu nedenle velayeti kaybetmez.
Ancak aynı davranış çocuğun fiziksel veya ruhsal güvenliğini, bakımını veya gelişimini de olumsuz etkiliyorsa velayet bakımından önem kazanabilir.
Bu nedenle boşanma sebepleri ve kusur ile velayet değerlendirmesini birbirine karıştırmamak gerekir.
Çocuğun Görüşü Alınır mı?
Yaşı ve olgunluk düzeyi itibarıyla kendisini ilgilendiren konuda görüş oluşturabilecek çocuğun düşüncesinin alınması velayet yargılamasında büyük önem taşır.
Burada kanunda “7 yaş”, “8 yaş”, “12 yaş” gibi çocuğun velayet tercihini kendisinin belirlediği sabit bir yaş sınırı yoktur.
Yargıtay, idrak çağındaki çocuk kavramını kullanmaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi uyarınca yeterli idrake sahip çocuğa kendisini ilgilendiren konuda görüşünü ifade etme olanağı sağlanmalı ve bu görüşe gereken önem verilmelidir.
Çocuk Kimi İsterse Velayet Mutlaka Ona mı Verilir?
Hayır.
Çocuğun görüşünün alınması ile karar verme yetkisinin çocuğa bırakılması aynı şey değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2025 tarihli 2024/5917 E., 2025/4008 K. sayılı kararında idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması gerektiği; ancak çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa bu görüşün aksine de karar verilebileceği açıkça belirtilmiştir.
Bu nedenle “çocuk babayı seçti, dava bitti” veya “çocuk anneyi istediği için hâkim anneye vermek zorunda” şeklindeki ifadeler hukuken doğru değildir.
Çocuğun Görüşü Nasıl Alınmalıdır?
Çocuğun beyanının gerçek iradesini yansıtması gerekir. Baskı, yönlendirme veya ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuğun iradesini etkileyip etkilemediği de incelenebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.02.2026 tarihli 2025/6482 E., 2026/860 K. sayılı kararında mahkemenin ortak çocuğa velayet konusundaki tercihini sorması, olası sonuçları hakkında bilgilendirmesi ve velayete esas olmak üzere sosyal inceleme raporu alması gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla amaç çocuğu anne veya babadan birini “seçmeye zorlamak” değil; gelişim düzeyine uygun biçimde gerçek düşüncesini anlayabilmektir.
Sosyal İnceleme Raporu Nedir?
Sosyal inceleme raporu; çocuğun, anne ve babanın yaşam koşullarının, ilişkilerinin ve ebeveynlik kapasitelerinin değerlendirilmesine yardımcı olan uzman incelemesidir.
4787 sayılı Kanun, aile mahkemelerinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanılmasına imkân tanımaktadır. Kanun ayrıca aile hukukuna ilişkin dava ve işlerin aile mahkemelerinde görülmesini düzenlemektedir.
Yargıtay'ın özellikle eksik araştırma gördüğü velayet dosyalarında psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanların her iki ebeveyn ve çocukla görüşmesi; ebeveynlerin barınma, gelir, sosyal ve psikolojik koşullarını ve velayeti üstlenmeye engel durum bulunup bulunmadığını araştırması istenebilmektedir. DeJure raporundaki 2025/2202 ve 2025/4409 sayılı kararlar bu yaklaşımı açıkça göstermektedir.
Ancak bundan “her velayet dosyasında mutlaka üç uzmanlı rapor alınması zorunludur” şeklinde mekanik bir sonuç çıkarılmamalıdır. Gereken incelemenin kapsamı dosyadaki uyuşmazlığa ve mevcut delillere göre belirlenir.
Çocuğun Beyanı ile Sosyal İnceleme Raporu Çelişirse Ne Olur?
2026 tarihli önemli bir Yargıtay kararı bu konuda yol göstericidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.04.2026 tarihli 2026/1871 E., 2026/4287 K. sayılı kararında çocuğun mahkemedeki açıklaması ile sosyal inceleme raporundaki sonuç arasında çelişki bulunduğu görülmüştür.
Daire; çocuğun görüşünün açık biçimde yeniden alınmasını, velayet tercihi ve sonuçları konusunda bilgilendirilmesini, üç kişilik uzman heyetinden yeni sosyal inceleme raporu alınmasını ve uzmanlar çocuğun görüşünün aksine bir velayet düzenlemesi öneriyorsa bunun nedenlerinin somut biçimde açıklanmasını istemiştir.
Dolayısıyla sosyal inceleme raporu tek başına otomatik karar değildir; çocuğun beyanı, uzman değerlendirmeleri ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Kardeşler Velayette Birbirinden Ayrılır mı?
Kural olarak haklı bir neden bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmaması çocuğun üstün yararı bakımından dikkate alınan önemli ilkelerden biridir.
DeJure raporunda yer alan 03.03.2025 tarihli 2024/5925 E., 2025/2202 K. sayılı kararda uzman incelemesi yapılırken kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesinin de gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Aynı yaklaşım 2026'da da sürmektedir. 2. Hukuk Dairesinin 08.06.2026 tarihli 2025/9846 E., 2026/6256 K. sayılı kararında çocukların fiilen yaşadığı yer ve kardeşlerin ayrılmaması ilkesi gözetilerek ebeveynlerin yaşam ortamlarını da kapsayan yeni uzman incelemesi yapılması istenmiştir.
Ancak somut olayda çocukların bireysel ihtiyaçlarının farklı bir düzenlemeyi gerektirdiği haklı ve güçlü sebepler bulunabilir.
Velayet Sahibinin Yeniden Evlenmesi Velayeti Değiştirir mi?
Tek başına hayır.
TMK m.349, velayete sahip anne veya babanın yeniden evlenmesinin velayetin kaldırılmasını gerektirmediğini açıkça düzenlemektedir. Ancak yeni evlilik çocuğun menfaatini olumsuz etkiliyorsa velayet sahibi değiştirilebilir veya ağır koşullarda velayet kaldırılıp vasi atanması gündeme gelebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2024 tarihli 2024/2975 E., 2024/5318 K. sayılı kararına konu dosyada da ilk derece mahkemesi, velayet sahibi babanın yeniden evlenmesinin tek başına velayet değişikliği için yeterli olmadığını değerlendirmiştir.
Bu nedenle önemli olan yeni eşin varlığı değil, yeni aile düzeninin çocuk üzerindeki somut etkisidir.
Üvey Anne veya Üvey Babanın Davranışları Velayeti Etkiler mi?
Yeni eşin çocukla iyi veya kötü ilişkisi somut olayın özelliklerine göre önem taşıyabilir.
Çocuğa yönelik şiddet, ağır ihmal, aşağılayıcı davranışlar, ayrımcılık veya çocuğun ruhsal ve fiziksel güvenliğini bozan bir aile ortamı varsa bunların velayet bakımından araştırılması gerekir.
Buna karşılık yalnızca anne veya babanın yeniden evlenmiş olması velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir.
Başka Şehre veya Yurt Dışına Taşınmak Velayeti Değiştirir mi?
Taşınma otomatik olarak velayet değişikliği doğurmaz.
TMK m.183 başka bir yere gitmeyi, yeni olgulardan biri olarak saymaktadır; fakat hüküm bu olgunun yeni bir düzenlemeyi zorunlu kılmasını aramaktadır.
Bu nedenle çocuğun okulunun, sosyal çevresinin ve mevcut yaşam düzeninin nasıl etkileneceği; diğer ebeveynle kişisel ilişkinin sürdürülebilirliği ve taşınmanın çocuk bakımından doğuracağı sonuçlar birlikte değerlendirilir.
Çocuğu Diğer Ebeveyne Göstermemek Velayeti Değiştirir mi?
Kişisel ilişki kararlarının sürekli olarak uygulanmaması velayet bakımından önemli sonuç doğurabilir.
7343 sayılı Kanunla TMK m.182 ve m.324'e eklenen hükümler uyarınca mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak şartıyla velayetin değiştirilebileceği konusunda ihtar eder. Velayet sahibi ebeveyn kişisel ilişki düzenlemesini yerine getirmezse aynı şartla velayet değiştirilebilir.
Bununla birlikte her geç teslim veya tek bir görüşmenin gerçekleşmemesi otomatik velayet değişikliği anlamına gelmez. Davranışın sürekliliği, gerekçesi ve özellikle çocuk üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.
Çocuğun Sürekli Büyükanne veya Büyükbabaya Bırakılması Velayeti Etkiler mi?
Aile büyüklerinden zaman zaman yardım alınması tek başına velayet görevinin ihlal edildiği anlamına gelmez.
Ancak velayet sahibi ebeveynin uzun süre çocuğun bakımını fiilen üçüncü kişilere bırakması ve ebeveynlik görevlerini yerine getirmemesi farklı değerlendirilebilir.
Nitekim 2025/9655 sayılı kararın konusunu oluşturan dosyada, velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan çocukların fiili bakım koşullarına ilişkin iddiaların yeniden araştırılması gerektiği kabul edilmiştir. DeJure raporu da bu kararı çocuğun üstün yararı ve re'sen araştırma çizgisindeki güncel kararlar arasında göstermektedir.
Psikolojik veya Psikiyatrik Hastalık Velayeti Kaybettirir mi?
Bir ebeveynin psikolojik veya fiziksel bir hastalığının bulunması tek başına velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması için yeterli değildir.
TMK m.348 bakımından önemli olan hastalığın ebeveynin velayet görevini gereği gibi yerine getirmesine engel olup olmadığıdır. Kanun, hastalığı ancak velayet görevinin gereği gibi yerine getirilememesine yol açması hâlinde kaldırma sebeplerinden biri olarak değerlendirmektedir.
Bu nedenle yalnız teşhis üzerinden değil, hastalığın çocuk üzerindeki somut etkileri üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.
Şiddet, Alkol veya Madde Bağımlılığı Velayeti Etkiler mi?
Bu tür durumlarda da otomatik sonuç yerine çocuğa etkisi araştırılır.
Şiddet veya ağır bağımlılık çocuğun güvenliğini, bakımını veya ruhsal gelişimini tehlikeye sokuyorsa velayet bakımından ciddi önem taşır. Gerektiğinde sağlık kayıtları, ceza veya koruma dosyaları, okul kayıtları, tanıklar ve uzman değerlendirmeleri incelenebilir.
Velayetin kaldırılması ise daha ağır şartlara tabidir ve TMK m.348 uyarınca daha hafif koruma önlemlerinin sonuç vermediği veya yetersiz kalacağı durumlarda gündeme gelir.
Anlaşmalı Boşanmada Kararlaştırılan Velayet Sonradan Değiştirilebilir mi?
Evet.
Anlaşmalı boşanma protokolünde velayetin anneye veya babaya verilmiş olması gelecekte koşullar değişse dahi aynı düzenlemenin sonsuza kadar devam edeceği anlamına gelmez.
Velayet kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay'a göre re'sen araştırma ilkesi geçerlidir ve mahkeme yargılama sırasında ortaya çıkan yeni gelişmeleri dahi dikkate almak zorundadır. Tarafların davayı kabul etmesi de tek başına mahkemeyi bağlamaz.
Dolayısıyla anne ve babanın “velayeti değiştirmeyi kabul ettik” şeklindeki anlaşması önemli olabilir fakat mahkemenin çocuğun üstün yararını ayrıca değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Boşanma Sonrasında Ortak Velayet Mümkün müdür?
Bu konuda dikkatli bir ayrım yapılmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2017 tarihli 2016/15771 E., 2017/1737 K. sayılı kararında, İngiliz vatandaşı tarafların yer aldığı yabancılık unsurlu uyuşmazlıkta ortak velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı kabul edilmiştir.
Ancak bu karar, Türk hukukuna tabi her boşanma dosyasında ortak velayete karar verilmesi gerektiği veya ortak velayetin koşullarının kesin olarak şu veya bu olduğu anlamına gelmez.
Nitekim bu çalışma için alınan 2024–2026 DeJure içtihat raporu, incelenen güncel Daire kararlarında ortak velayetin uygulanmasına ilişkin somut bir karar ve güncel kriter setine rastlanmadığını özellikle belirtmektedir.
2024/2975 E., 2024/5318 K. sayılı dosyada ortak velayet terditli biçimde talep edilmiş olmakla birlikte somut uyuşmazlıkta talep reddedilmiştir; bu karar da tek başına genel bir ortak velayet rejimi kurmamaktadır.
Bu nedenle ortak velayet konusunda güvenli yaklaşım; tarafların talebi, işbirliği yapabilme kapasitesi ve özellikle çocuğun üstün yararının somut dosyada mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektir.
Evli Olmayan Anne ve Babada Velayet Kimdedir?
TMK m.337 bu konuda açık bir başlangıç kuralı getirir:
Anne ve baba evli değilse velayet anneye aittir.
Anne küçük, kısıtlı veya ölmüşse ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim çocuğun menfaatine göre velayeti babaya verebilir veya vasi atayabilir.
Dolayısıyla evlilik dışı çocuğun babayla soybağının kurulmuş olması tek başına velayeti otomatik olarak anne ve baba arasında ortak hâle getirmez.
Velayet Değişince İştirak Nafakası Ne Olur?
Velayetin bir ebeveynden diğerine geçmesi çocuğun bakım giderlerine kimin hangi ölçüde katılacağı düzenini de etkiler.
Bu nedenle önceki iştirak nafakası kararı ve yeni velayet durumuna göre nafaka da yeniden ele alınmalıdır.
İştirak nafakasının miktarı, artırımı, çocukların okul ve sağlık giderleri gibi konular Nafaka Artırım Davası başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Velayet Değişikliği Yargılamasında Geçici Önlem Alınabilir mi?
Çocuğun korunmasının acil olarak gerektirdiği durumlarda yargılama sonuna kadar geçici düzenlemeler yapılması gündeme gelebilir.
Velayet kamu düzenine ilişkin olduğu ve mahkemenin yargılama sırasında ortaya çıkan yeni gelişmeleri resen dikkate alması gerektiği için çocuk bakımından gecikmesi sakıncalı durumlar görmezden gelinemez. DeJure raporunda aktarılan içtihatlarda hâkimin velayet düzenlemesine, kesinleşmeden önce ortaya çıkan yeni koşullar nedeniyle dahi çocuğun yararı gerektiriyorsa müdahale edebileceği kabul edilmektedir.
Somut geçici düzenlemenin kapsamı ise dosyanın şartlarına göre belirlenir.
Velayet Değişikliği Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Somut olaya göre tanık anlatımları; okul, devamsızlık ve rehberlik kayıtları; sağlık kayıtları; sosyal inceleme raporları ve diğer uzman değerlendirmeleri; idrak çağındaki çocuğun beyanı; ebeveynlerin adres ve yaşam koşullarına ilişkin kayıtlar; şiddet ve koruma kararları; çocuk teslimi veya kişisel ilişki uygulamasına ilişkin kayıtlar ile hukuka uygun biçimde elde edilmiş mesaj, yazışma ve diğer belgeler değerlendirilebilir.
Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme yalnızca tarafların getirdiği delillerle her durumda bağlı değildir. Yargıtay içtihadı da re'sen araştırma ilkesinin velayet uyuşmazlıklarında uygulanacağını açıkça kabul etmektedir.
Velayet Değişikliği İçin Ne Kadar Süre Geçmesi Gerekir?
Kanunda “bir yıl beklemek gerekir”, “iki yıl geçmeden velayet değişmez” şeklinde bir bekleme süresi yoktur.
Önemli olan önceki düzenlemeden sonra çocuğun üstün yararını etkileyen yeni koşulların ortaya çıkmasıdır.
Önceki kararın hemen ardından aynı olaylar ve aynı koşullarla yeniden başvuru yapılmasıyla, karar sonrasında çocuğun yaşamında ciddi değişiklik meydana gelmesi aynı şey değildir.
Velayet Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Velayete ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerde Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bu dava ve işlere bakar.
Velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi HMK m.382/2-b-13 uyarınca çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle ayrıca özel bir yetki hükmü bulunmayan velayet değişikliği işinde HMK m.384 uygulanır. Buna göre talepte bulunanın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Dolayısıyla boşanma davasındaki TMK m.168 yetki kuralının velayet değişikliği yargılamasına otomatik biçimde aynen uygulanacağı söylenemez.
Velayetin Değiştirilmesi Kararı İstinaf ve Temyize Tabi midir?
Burada istinaf ile temyizi birbirinden ayırmak gerekir.
İlk derece aile mahkemesi kararına karşı şartları varsa istinaf yoluna başvurulabilir.
Ancak velayetin değiştirilmesi HMK kapsamında çekişmesiz yargı işi olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin bu konuya ilişkin kararı HMK m.362/1-ç kapsamında Yargıtay'da temyiz edilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.05.2025 tarihli 2025/3172 E., 2025/5084 K. sayılı kararı bu nedenle velayetin değiştirilmesine ilişkin temyiz dilekçesini reddetmiştir. Aynı yaklaşım 04.02.2026 tarihli 2025/9323 E., 2026/1105 K. ve 26.03.2026 tarihli 2026/684 E., 2026/3182 K. sayılı kararlarda da sürdürülmüştür.
Bununla birlikte aynı dosyada kişisel ilişki veya başka bir hüküm de bulunuyorsa her hüküm kanun yolu bakımından kendi niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Nitekim 2026/1105 sayılı kararda velayet değişikliği kısmı temyize kapalı kabul edilirken kişisel ilişkinin süresine ilişkin bölüm incelenmiştir.
Velayet Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Hayır.
Daha da önemlisi, velayet tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri sıradan bir özel hukuk uyuşmazlığı değildir. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı da çocukların velayetine ilişkin uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını açıkça belirtmektedir.
Tarafların çocuğa ilişkin konularda ortak bir görüşe ulaşmaları mahkemeye sunulabilir; ancak velayet bakımından nihai değerlendirme ve karar hâkime aittir.
Velayet Davası Ne Kadar Sürer?
Kanunda velayetin değiştirilmesi işinin “6 ay” veya “1 yıl” içinde bitmesini öngören sabit bir süre bulunmamaktadır.
Sosyal inceleme yapılması, çocuğun dinlenmesi, okul ve sağlık kayıtlarının toplanması, ebeveynlerin farklı yerlerde yaşaması, tanıklar ve istinaf süreci yargılama süresini etkileyebilir.
Bu nedenle her dosya için peşinen belirli bir sonuçlanma süresi vermek doğru değildir.
Velayet Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
Ekonomik gücü daha yüksek ebeveynin velayeti mutlaka alacağını düşünmek; boşanmadaki kusuru doğrudan velayet sebebi saymak; çocuğun belirli bir yaşta velayetini kendisinin “seçtiğini” varsaymak; çocuğun görüşünü tek başına kesin sonuç kabul etmek; yeniden evlenme veya taşınmayı otomatik velayet değişikliği sebebi sanmak; kişisel ilişkide yaşanan tek bir aksaklığı sistematik engelleme ile aynı görmek; sosyal inceleme ve uzman değerlendirmelerini göz ardı etmek; velayetin değiştirilmesi ile TMK m.348 anlamındaki velayetin kaldırılmasını birbirine karıştırmak uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardır.
Sık Sorulan Sorular
Çocuk kaç yaşında annesini veya babasını seçebilir?
Kanunda çocuğun belirli bir yaşta velayeti kendisinin seçtiğine ilişkin sabit bir yaş sınırı yoktur. Yaşı ve olgunluğu itibarıyla yeterli idrake sahip çocuğun görüşü alınmalı ve görüşüne gereken önem verilmelidir.
Çocuk babayla yaşamak isterse velayet mutlaka babaya mı verilir?
Hayır. Çocuğun görüşü önemli olmakla birlikte nihai ölçüt üstün yararıdır. Üstün yarar gerektiriyorsa çocuğun beyanının aksine karar verilebilir.
Annenin çalışmaması velayeti kaybetmesine neden olur mu?
Tek başına hayır. Ebeveynin ekonomik durumu velayeti belirleyen tek ölçüt değildir.
Babanın gelirinin çok yüksek olması velayeti babaya verir mi?
Hayır. Yüksek gelir tek başına velayet sebebi değildir. Çocuğun bütün gelişim koşulları ve bakım düzeni birlikte değerlendirilir.
Velayet sahibi ebeveyn yeniden evlenirse velayet otomatik değişir mi?
Hayır. TMK m.349 yeniden evlenmenin tek başına velayetin kaldırılması sebebi olmadığını açıkça düzenlemektedir.
Diğer ebeveyn çocuğu göstermiyorsa velayet değişebilir mi?
Sistematik biçimde kişisel ilişki kararını yerine getirmemek, çocuğun menfaatine aykırı olmamak şartıyla velayet değişikliğine yol açabilir. Ancak tek bir aksama otomatik sonuç doğurmaz.
Çocuk büyükannesi veya büyükbabasıyla kalıyorsa velayet değişir mi?
Geçici bakım desteği tek başına yeterli değildir. Buna karşılık velayet sahibi ebeveyn çocuğun bakımını sürekli olarak üçüncü kişilere bırakıyor ve ebeveynlik görevini fiilen yerine getirmiyorsa bu durum araştırılabilir.
Anlaşmalı boşanmayla verilen velayet daha sonra değiştirilebilir mi?
Evet. Anlaşmalı boşanma protokolündeki velayet düzenlemesi de çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa daha sonra yeniden değerlendirilebilir.
Velayet kararı bir kez verilince kesin olarak bir daha değişmez mi?
Hayır. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan yeni olaylar ve değişen koşullar çocuğun üstün yararını etkiliyorsa yeniden düzenleme yapılabilir.
Sonuç
Velayet davasında amaç anne veya babayı ödüllendirmek ya da cezalandırmak değildir. Esas olan çocuğun fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimini en iyi koruyan düzenlemenin belirlenmesidir.
2024–2026 Yargıtay uygulaması; velayetin kamu düzenine ilişkin olduğunu, hâkimin yargılama sırasında ortaya çıkan yeni gelişmeleri resen dikkate alması gerektiğini, idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmasının önem taşıdığını, ancak bu görüşün tek başına bağlayıcı olmadığını ve gerektiğinde kapsamlı uzman incelemesi yapılması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Özellikle 2026 tarihli kararlar, çocuğun fiilen yaşamaya başladığı yer değişmişse bunun araştırılmasını; çocuk beyanı ile uzman raporu çelişiyorsa çelişkinin giderilmesini ve haklı neden bulunmadıkça kardeşlerin ayrılmamasını öne çıkarmaktadır.
Bu nedenle velayetin değiştirilmesi talebinde tek bir olguya değil; değişen koşulların çocuk üzerindeki somut etkisine ve çocuğun üstün yararına odaklanılması gerekir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi çocuğun ve ebeveynlerin koşullarına, mevcut mahkeme kararına, delillere ve yürürlükteki mevzuata göre değişebilir.